Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Suriye'de Sona Yaklaşılırken Türkiye kaybedenler arasında

Türkiye'nin, bir zamanlar haklı ve doğru gerekçelere dayanan Suriye politikası, bugün Türk dış politikasını topyekün bir iflasa sürüklüyor. Seçenekleri hızla tükenir, manevra alanı cesaret kırıcı bir kesinlikle daralırken, değişen şartları göz ardı edip hala aynı tezleri aynı kararlılıkla savunmaya devam etmek, milletin somut çıkarlarına ve devletin uluslararası alandaki itibarına telafisi çok güç zararlar veriyor. Suriye'de oyun sona ermek üzere ve ne yazık ki Türkiye kaybediyor. Rusya'nın siyasi ve askeri desteğini arkasına alan İran, bölgesel süper güç olma yarışında Türkiye'yi açık ara geride bırakmış görünüyor. Irak'ı mutlak nüfuz alanı haline getirmesi ve Suriye'de baştan beri istediğini almaya çok yakın olması, üstelik nükleer programı dolayısıyla kendisine uygulanan ambargolarında kaldırılmaya başlanması agresif komşumuzun temel kazanımları arasında. Yemen'de ve Libya'da şii silahlı gruplarla geliştirdiği çeşitli ilişkileri de bu listeye dahil ed...

Rusya Bizim Dostumuz mu?

İki ülke arasında, 24 Kasım salı sabahı Suriye sınırında Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının defalarca ikaz edildikten sonra F16'larımız tarafından düşürülmesiyle yükselen siyasi gerilim, son yıllarda salt ekonomik çıkara dayalı zoraki dostluk rüzgarlarının esmeye başladığı Türk-Rus ilişkilerinin de gerçek doğasını ortaya çıkarmış bulunuyor. Türk-Rus ilişkilerinin sağlam diplomatik ve stratejik temellere oturduğunu varsayan pek çok yorumcunun olayın hemen ardından, sınır ihlali yapan Rus uçağının düşürülmesinin kötü bir kaza olduğunu, fakat buna rağmen iki ülke ilişkilerinin böylesi bir krizle baş edemeyecek kadar yüzeysel olmadığını söyleyip milletin gözünü boyadılar. Ya da amaçları bu değilse bile, Türk-Rus ilişkilerinin gerçek mahiyetini kavrayamamış olduklarını göstermiş oldular. İşin aslı, bu olaydan önce de ilişkiler son derece gergindi. Uçağın düşürülmesi, sürekli bir uyuşmazlık içinde bulunan karşılıklı çıkarlar yüzünden her an biraz daha gerilen ilişkilerde ba...

Yavuz Bahadıroğlu'nun Osmanlı’nın Muhteşem Yüzyılları ve “Muhteşem Yüzyıl” Başlıklı Yazısı Hakkında Bir Değerlendirme

"Muhteşem Yüzyıl - Kösem Sultan", tarihi olayları konu alan televizyon dizileri hakkında herzaman görmeye alışık olduğumuz tartışmaları bir kez daha alevlendirerek yayın hayatına başladı. Bu tartışmaların odağında ise, dizilerde anlatılan hikayenin tarihi gerçeklerle örtüşüp örtüşmemesi noktasında yapılan itirazlar yer alıyor. Bu meseleyi fazla deşmek niyetinde değilim. Bu konuda herzaman söylediğim şeyi tekrar etmekle yetineceğim. Konusu ne olursa olsun, TV dizileri bir şeyler öğrenmek için izleyebileceğiniz eğitici belgeseller değildir. Herhangi bir konuyu merak edip araştırmanıza vesile olabiliyorsa ne mutlu... Aksi halde, önünüze konan senaryoyu tüketirken oturup eğlenmenize bakın. "Muhteşem Yüzyıl" için de, "Diriliş Ertuğrul" için de fikrim ve kanaatim budur. Bu yazıyı kaleme almamın asıl nedeni, bu tür yapımların tarihi gerçeklere mutlak sadık kalınarak üretilmesi gerektiğini savunan bazı kalem erbabının, hikayesi Muhteşem Yüzyıl dizisine de konu ola...

George R.R. Martin için 2016 final yılı olabilir (mi?)

Taht Oyunları adıyla televizyona uyarlanan ve dünya genelinde geniş okur kitlelerinin beğenisini kazanan Buz ve Ateşin Şarkısı serisinin Amerikalı yazarı George R.R. Martin, serinin altıncı kitabı Kış Rüzgarları'nın çıkış tarihi hakkında sessizliğini korurken, nisan 2016'da ekranda olması beklenen dizinin altıncı sezon çekimleri hızla devam ediyor. Bugüne kadar, Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı adlı fantastik roman serisinde anlattığı hikayeyi Taht Oyunları adıyla ekrana yansıtan TV dizisinin, bu yıl büyük bir heyecanla izlediğimiz beşinci sezonunda serinin ilk beş romanını yakalamış olması, 7 kitap olarak planlandığı duyrulan roman serisinin henüz yayınlanmamış son iki kitabı hakkında çok ilginç ve son derece nazik bir durum ortaya çıkarmış bulunuyor. Şöyle ki, George R.R. Martin hemen bir çözüm üretemezse hikayesini anlatmaya kendi kitaplarına dayanarak çekimlerine başlanan bir televizyon dizisinin ayak izlerine basarak ya da basmamaya çalışarak devam etmek zorunda kalacak...

Kızıl Karıncalar - William J. Lederer - Eugene Burdick

Kızıl Karıncalar için, kominizmin Kore ve Viyetnam gibi güneydoğu Asya ülkelerine nüfuz etmek için kullandığı şaşırtıcı yöntemleri ve Amerika’nın bu yöntemler karşısında etkisiz kalan politika ve yaklaşımlarını irdeleyen bir tür propaganda romanı diyebilirim. İyi kurgulanmış, akıcı, sürükleyici fakat kahramanların mutlu sona ulaşamadığı bir hikaye. Politik kurgu ve macera romanlarından hoşlanıyorsanız bu kitabı keyifle okuyacaksınız. İyi okumalar. Olaylar, Viyetnam savaşının sürdüğü yıllarda Viyetnam’a komşu olduğu varsayılan Sarkhan adlı hayali bir ülkede geçiyor. Romanda Sarkhan, özgün kültürü, modernizmin henüz aşındıramadığı güçlü sosyal dokusu, köklü tarihi ve tarıma dayalı ekonomisiyle tipik bir güney doğu asya ülkesi olarak tasvir ediliyor. Otuz kuşaktır ülkeyi yöneten kraliyet ailesi ülke genelinde hem çok seviliyor, hem de saygı duyuluyor. Ülke, uluslar arası ilişkilerde geleneksel tarafsızlık prensibi çerçevesinde barışçı bir dış siyaset takip ediyor. Sarkhan, zengin olmasa d...

Ağalar Saltanatı - Yavuz Bahadıroğlu

Ağalar Saltanatı, Yavuz Bahadıroğlu’nun Osmanlı tarihine ışık tutan tarihi romanlarından biridir. Asker zorbalar elinde kalan devleti kurtarıp düzen ve adaleti yeniden hakim kılma gayretindeki fedai ve devlet adamları ile devlet idaresini annesi Kösem Sultan’ın elinden alarak güçlü bir padişah olmaya çalışan Sultan Dördüncü Murat’ın hikayesini anlatır. Romanın baş kahramanı Çolak, Hamza ve Deli Osman adlı üç gözüpek fedaidir. Bu cesur askerler, her ortamda ve her koşulda zorbalık ve adaletsizlikle mücadele eder, dürüst ve erdemli olmanın itibar görmediği bir devirde askerliğin ve yeniçeriliğin şanını yüceltirler. 17. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için acı hatıralarla dolu bir asır olmuştur. Asker eliyle ilk kez bir Osmanlı Padişah’ı tahttan indirilip çirkin hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra katledilmiş, gerekirse padişahı bile yok edebilecek sınırsız bir güce sahip oldukları zannına kapılan yeniçeri ağaları, askeri, devletin başına bela edip İstanbul’da adeta bir eşkiyalık düzeni te...

Kralkatili Güncesi - Patrick Rothfuss

Resim
Kralkatili Güncesi, Patrick Rothfuss'un dünya çapında ilgi görüp 33 dile çevrilmiş fantastik roman dizisidir. Serinin ilk iki kitabı çıkmış ve dilimize de çevrilerek yayınlanmıştır. Bugünlerde üçlemenin son kitabı beklenmektedir. Kralkatili Güncesi pek çok yönüyle, fantastik edebiyat okurları olarak aşina olduğumuz kurgu dünyaları çağrıştırıyor. Okurken çok daha fazlasına rastlayacağınızı söyleyebilirim, ama en bariz olan ve benim şu anda hatırlayabildiğim birkaç tanesinden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu dünyada isimler çok önemli. Birinin ya da bir şeyin gerçek ismini bilirsen onun üzerinde inanılmaz bir güce sahip oluyorsun. Bu kısa açıklama size de bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu? , Ursula K. Legun desem, Yerdeniz desem sanırım neden bahsettiğimi hemen hatırlayacaksınız. Bir de üniversite var. Tuhaf öğretmenleri, garip garip öğrencileriyle büyünün gizemli dünyasına yelken açmak isteyen herkesin mutlaka uğramak zorunda olduğu köklü bir okul. Bu kurgu, Harry Potter efsanesini şa...

Jon Snow Şiirleri 1- Jon Snow'un Ölümü

Resim
Jon Snow Şiirleri 1- Jon Snow'un Ölümü Jon Snow Şiirleri 2- Kuzey'in Sınavı Jon Snow Şiirleri 3- Piçlerin Savaşı Bilmem nasıl söylesem, nasıl anlatsam bunu, Yedi kardeş aldılar yedi kurt yavrusunu, Yedi düvele karşı direndi de sonunda, Sur'da kara kargalar yedi kurt yavrusunu. Diğerleri neyse de, birisi bembeyazdı, Hem sessizdi, zayıftı, yaşama şansı azdı. Üvey evlatsın diye sana verdiler sanma, Onu senin alnına eski tanrılar yazdı. Şu kısacık ömründe ne zaferler saymıştın, Nice kahramanlığa, yiğitliğe doymuştun, Beklenmedik bir anda çaldı kapını ölüm, Beyaz kurdun adını Hayalet mi koymuştun? Hayalet senin için ne iyi arkadaştı, Kaç kere senin için ölümüne savaştı, Onu kendinden uzak tutmak için hücreye Kapatınca ihanet sinsi sinsi yanaştı. Sen acemi kumandan, Hayalet sessiz asker, Kadim sırları keşfe çıkmıştınız beraber. Yaban gülünü orda tanımıştın, hatırla, İyi direndin ama, boşunaydı birader. Bir süre belirsizdi Ygritte'le durumunuz, Biraz farklıydı belki ilişki yor...

KIŞ RÜZGARLARI'NI BEKLERKEN

Beşinci sezon finaliyle büyük bekleyiş başladı Beklenen oldu ve Taht Oyunları TV dizisi beşinci sezonun son bölümünde, George R. R. Martin'in diziye de kaynaklık eden roman serisi Buz ve Ateşin Şarkısı'nın 2011 yılında çıkan Ejderhaların Dansı adlı beşinci kitabıyla aynı finalde buluştu. Şimdi en çok merak edilen, hikayenin devamını önce TV ekranlarında mı göreceğiz, yoksa kitap sayfalarından mı okuyup öğreneceğiz sorusu. Serinin altıncı kitabı Kış Rüzgarları mı daha önce çıkar, dizinin altıncı sezonu mu? Bunu zaman gösterecek. Kesin olan bir şey var ki, okurlarını yatıştırmak isteyen George R. R. Martin ile Taht Oyunları adlı diziyle prestijine prestij katan HBO arasında soluk soluğa bir yarışın başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Kırmızı Kadın - Taht Oyunları Altıncı Sezon Birinci Bölümde Neler oldu? Kırmızılı Kadın Melisandre - Işık Tanrısı'nın Gizemli Rahibesi Kış Rüzgarları'ndan Kötü Haber Geldi Sansa Aslına Rücu Ediyor George R.R. Martin İçin 2016 Final Yılı Ol...

Sansa'nın hikayesini bir de benden dinleyinŞiir: "Ah zavallı Sansa!"

Resim
Prensesin Düşleri Ah zavallı Sansa! vah zavallı Sansa! Ne demeli şimdi sendeki bu şansa? Nasıl da kibardın, hayaller kurardın, Kuvvetli ve asil bir prens arardın. Yapma sevgili Sansa, güvenme iyi şansa. Madem anlamıyorsun hiç bulaşma bu dansa. Neler geldi başına bakmadan şu yaşına, Akıl ermez demişler Tanrıların işine. Masumiyetin Ölümü Kanatsız bir kuştun, Kışyarı'ndan uçtun. Kardeşine karşı prensini seçtin. İlk yanlışın buydu, Tanrılar da duydu, Yoksa ilk ölen kurt Lady olur muydu? Kurdu baban kesti, bu sana ilk dersti. Çok sevdiğin Joffrey kötü bir prensti. Haini dost bildin, kardeşini sildin. Aç gözünü sansa, bak ne hale geldin. İhanetin Kıyısında Babana kaş çattın, köprüleri attın. Haber vermek için Kraliçeye gittin. Stark değil mi adın, Hala mı anlamadın? Joffrey kötü tohum, Cersei kötü kadın. Hep pusuya yattılar, babanı aldattılar, Kardeşin kaçtı ama, onu hapse attılar. Ned Stark'ın Ölümü Sonra tezgâh kuruldu, ölüm emri verildi, Gözlerinin önünde baban yere serildi. Kinl...

Hindistan'a Bir Geçit - Edward Morgan Forster

Edward Morgan Forster, 1924'te yayımlanan Hindistan'a Bir Geçit adlı bu romanda, İngiliz idaresindeki Hindistan'ı, farklı ve birbirinden alabildiğine uzak kültürlere ait insanların, dost olma gayretlerini her seferinde şaşırtıcı bir kesinlikle boşa çıkaran anlayışsızlığı ve önyargıları anlatıyor. Doğuluların ve batılıların insana, topluma ve olaylara bakışındaki farklılıkları sorguluyor, sömüren ve sömürülen milletlerin bireyleri arasındaki ilişki ve etkileşimi ele alıyor. Hindistan İngiliz sömürgesidir ve efendiler, yönetimleri altında bulunan yerli halkla yüz göz olmamak, onlarla insani düzeyde ilişkiler kurarak kaba kuvvete dayanan sömürü hakkı üzerinde ahlaki bir zaaf oluşturabilecek kaynaşma ve etkileşim olanaklarını baştan yok edip sömürü düzenini sürdürmek adına yönetenler ve yönetilenler arasında çok kesin ve aşılması güç sınırlar koymakta, bu sınırların korunması hususunda İngiliz'lerin özellikle kadınları büyük çaba ve aşırı duyarlılık göstermektedirler. Yargı...

Cehennem - Dan Brown

Da Vinci Şifresi’nin ünlü yazarı Dan Brown’un Cehennem adlı bu romanda, sanat, tarih ve komplo üçlemesini saplantılı bir dahinin çılgınlık derecesinde korkunç tasarılarıyla harmanlayarak olağanüstü bir eser ortaya çıkardığı söylenebilir. Hikaye, buram buram tarih kokan Floransa sokaklarında, çılgın bir adamın ümitsiz kaçışı ve köşeye sıkıştığı tarihi bir kulenin balkonundan kendini boşluğa bırakıvermesiyle başlıyor. Bütün insanlığı tehdit eden korkunç bir sırrı korumak için kendi canına kıymakta tereddüt etmeyen çılgın dahinin ölürken ardında bıraktığı ürkütücü tehdit ve tehlikenin önce bulunup sonra etkisiz hale getirilmesi gerekiyor. Zamana karşı bu yarışta, içerdiği tehlikelerden habersiz olarak görevi kabul eden Harvard üniversitesinden Simgebilim profesörü Robert Langdon, kendini bir anda tekinsiz, tehlikeli ve soluk soluğa bir maceranın tam ortasında buluyor. Bu macerada ona, bir ölüm maskesi, garip bir projektör ve Dante’nin İlahi Komedya’sından alınmış ürkütücü cehennem tasvirl...

Binbir Acı - Aiyleen Dardan

Ortadoğu'nun yerleşik hıristiyanlarından olan ailesiyle birlikte Irak'tan İran'a göç etmek zorunda kalan Aiyleen 14 yaşında güzel ve zeki bir kız. Ablasına, Şah'ın gizli servisi adına birlikte çalışmayı teklif eden Mansur ile tanışıp kaderin bir cilvesi olarak Mansur'la birlikte çalışmaya başladıktan sonra, bu genç kızın hayatı baştan sona değişiyor. İslam coğrafyasında varlığını koruyabilmesini kapalı ve tutucu olmasına borçlu bir topluluğun fazla seçeneği olmayan çaresiz bir parçası iken bir müslümana aşık olmak yeterince kötü değilmiş gibi, araya bir de İran İslam Devrimi'nin girmesi Aiyleen için işleri büsbütün zorlaştırıyor. Zor bir seçim, inanılmaz bir mücadele azmi, kör bir aşk ve çekilen onca acı... Akıcı, sürükleyici ve hüzünlü bir aşk hikayesi.

Surname - Aziz Nesin

Aziz Nesin Surname'de, ırzına geçtiği bir çocuğu boğarak öldürme suçundan idama mahkum olan Berber Hayri'nin hikayesini anlatıyor. Bir yandan ölüm cezasını sorgularken, diğer yandan cinsel sapkınlıkları ve asıl işlevi suçluları rehabilite etmek olan cezaevlerinin nasıl bir pislik çukuru haline geldiğini, Berber Hayri'nin hikayesi paralelinde mizahi bir açıdan ele alıp çeşitli yönleriyle tartışıyor. Akıcı, sürükleyici ve eğlenceli bir kitap. Tavsiye ederim. Surnâme'nin tanımını aşağıda yazarın kendi ifadeleriyle aktarıyorum: "Bilindiği üzere Surnâme, Osmanlılar çağında, evlenme, düğün-dernek, sünnet gibi sevinçli olaylar dolayısıyla, halkın da katılmasıyla yapılan ve birkaç gün süren zengin şölenleri, renkli törenleri, büyük eğlenceleri, olağan üstü gösterileri, bütün bu şenlikleri betimleyip anlatan kitaplara denilir. Yani Surnâme, kısacası düğün kitabı demektir. Kolayca anlaşılmaktadır ki, bu düğünler, başlık parasını veremeyip yavuklusunu kaçırdığı için dama düşe...

Devlet Ana - Kemal Tahir

Türk romanının sayılı ustalarından Kemal Tahir'in, Osmanlı'nın kuruluş yıllarında Söğüt çevresinde geçen olayları anlattığı bu roman, dayandığı tarihi gerçekler arasındaki boşluğu kusursuz hayal gücüyle doldurup dört başı mamur bir roman kurgusuyla taçlandıran yazarın, başyapıtı olarak kabul ediliyor. Zayıf düşmüş Bizans ve Selçuklu devletlerinin merkezin baskı ve etkisinden kısmen kurtulmuş sınır boylarında, beyler ve tekfurlar, içinde bulundukları otorite boşluğunun tadını çıkarmakta, hala az da olsa çekindikleri Moğol hükümdarının Tebriz'deki sarayını ve oradan gelecek haberleri kollamaktadırlar. Bitinya ucunda, tam da bu günlerde, kafasında çılgın fikirler ve olmaz hayallerle Notüs Gladyüs adlı bir frenk şovalyesi peydah olur. Amacı tekfurları kandırmak, batı avrupanın derebeylik düzenini kurup hür anadolu köylüsünü alınır satılır mal haline getirmek ve Ertuğrul'un topraklarında kendi kontluğunu ilan etmektir. Sınır kalelerini tutan Bizans tekfurları ve civardaki tü...

Damağası / Sağırdere / Körduman - Kemal Tahir

Bu yazıda, büyük usta Kemal Tahir'in geçtiğimiz günlerde okuyup bitirdiğim üç güzel eserinden bahsedeceğim: Damağası - Kemal Tahir Bu kitap, Kemal Tahir’in cezaevi yıllarında tutmaya başladığı ve ölümüne yakın zamanlara kadar üzerinde çalıştığı notlardan oluşur. Yani yarım kalmış bir roman müsvetlesidir. Buna rağmen, kendini roman sanan nice romandan daha ziyade roman tadı verir. Kemal tahir, bu notlarında cezaevi hayatını ve taşra insanının küçük ama komplo ve kırılmalarla dolu hikayesini ele alırken, Orta Anadolu insanını, doğal halleri içinde bütün derinliğiyle işler. Köylünün dramını anlatırken, ona sadece bakmakla yetinmeyip onu çözmeye ve anlamaya çalışır. Yarattığı, canlı ve gerçeğe uygun roman kişileri üzerinden bir Anadolu insanı manzarası çizer. Sağırdere Kemal Tahir Yamören'li Mustafa'nın umutsuz bir aşktan kaçıp cahil bir köylü genci olarak geldiği Ankara'dan, cebi para, sandığı hediye dolu bir taş ustası olarak köye dönüşünü anlatır. Körduman - Kemal Tahir ...

Rahmet Yolları Kesti / Bozkırdaki Çekirdek - Kemal Tahir

Büyük romancı Kemal Tahir imzalı iki değerli kitaptan kısaca bahsetmek istiyorum: Rahmet Yolları Kesti - Kemal Tahir Halkın pısırıklığını kendi yiğitliği sanan birkaç eşkiya eskisiyle eşkiyalığı yiğitlik sanan cahil bir çocuğun hikayesi. Usta Romancı Kemal Tahir farkıyla. Yazarın, hikayesini anlatmaya başlamadan önce okurla paylaştığı şu alıntı, kitabın ana fikrini özetliyor: «Ahlak düzeni sağlam olmayan ve soyguncularıyla başa çıkamayan bir toplum, - ruhunda artakalmış barbarlık duygusunun da baskısıyla - soyguncularına karşı hayranlık duyar.» (Andre Maurois) Bozkırdaki Çekirdek - Kemal Tahir Kemal Tahir, Anadolu bozkırında yeni bir köy enstitüsünün kuruluş hikayesini anlattığı bu romanda, köy enstitülerinin kuruluş amacını ve köylünün bu enstitüleri nasıl gördüğünü ele alıp devletin köye ve köylüye bakışını sorguluyor. Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında köyü ve köylüyü dalkavukluğa varan bir hayranlıkla yücelten kadın ve erkeklerin yüreğini tutuşturan romantik idealizm ateşini...

Büyük Mal / Kelleci Memet - Kemal Tahir

İki güzel Kemal Tahir romanından kısaca bahsedelim: Büyük Mal - Kemal Tahir - dur hele aman beyim! büyük mal kitap adı hiç olamaz! - neden bakalım, mustafa yıldız ağa! - şundan ki... bizim buralarda sığır anlamına gelir büyük mal... bildiğin öküz... - hay çok yaşa mustafa yıldız, daha iyi dedin ya... büyük mal Kemal Tahir'in, Yedicinar Yaylasi ile baslayip Köyün Kamburu ile devam eden üçlemesinin son kitabıdır. Osmanlı İmparatorlugu'nun son dönemiyle Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yillarinda Çorum kırsalında gelisen olaylari konu alır. Anadolu'da sermayenin hangi yollarla el değiştirdiğini anlatır. Ağalığı sorgular, eşkiyalığı yargılar, devletle köylü arasındaki ilişki ve mücadeleyi irdeler. Anadolu'da onda dokuzu kaçmak diye bilinen yiğitliğin bilek işi değil, yürek işi olduğunu vurgular. Kelleci Memet - Kemal Tahir Tüfeğin kazara patlamasıyla ağasını vuran saf bir köylü gencinin cezaevi günlerini, onu hapse sürükleyen olaylar zincirini ve nihayet Kelleci Memet olarak...

Forsa Halil - Reşad Ekrem Koçu

16. Yüzyıl sonları. Gücünün zirvesindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da tuhaf şeyler oluyor. Zengin erkekler ve kadınlar bir anda hiçbir iz bırakmaksızın ortadan kayboluyor. Bazen bir ceset bulunsa da, kaybolanlar çoğu zaman sırra kadem basıyor. Ne bir haber, ne bir kanıt, ne bir iz. Birtakım şehir haydutları adeta devletle ve sarayla alay ediyor. Bu gizemli cinayetlerin sırrı çözülebilecek mi? Sürükleyici olay örgüsünün arka planında 16. yüzyıl İstanbul’unun muhteşem dekorunu ustalıkla yansıtan Forsa Halil, özgün konusu, zengin tarihi detayları ve sonuna kadar azalmayan heyecan verici kurgusuyla tarihi romanla polisiyenin iç içe girdiği güzel bir hikaye. Sultanların, paşaların, ağaların, efendilerin, uşakların ve esirlerin hikayesi. Sarayların, konakların, köşklerin, kahvehanelerin, tekkelerin, kışlaların ve elbette batakhanelerin hikayesi. Moda tabiriyle söylemek gerekirse, Forsa Halil, bir Osmanlı polisiyesi. Tarihi romanlara ilgi duyan tüm kitapseverlere şiddetle ta...

Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali

Üç kişi düşünün... Ömür boyu yalnızlığa mahkûm olmuş ya da kendini buna mahkûm etmiş talihsiz bir adam. Onun tamamen örtülü dünyasında kopan fırtınaların adeta kokusunu alıp, yalnız adamın iç dünyasına göz ucuyla şöyle bir bakıveren, orada gördüklerinin şaşırtıcı derinliğine her gün biraz daha gömülerek, bakışlarını yalnız adamın üzerinden bir türlü ayıramayan başka bir adam. Ve ezilmeme, güdülmeme, kullanılmama bilinci yahut refleksiyle kendini, çevresini ve hayatı acımasızca sorgulayan, sığ ve talepkar olarak nitelediği erkeklere karşı güvensiz, doyurucu bir ilişkiyi henüz tatmamış olmanın umarsızlığı içinde gerçek aşkı arayan güzel ve yalnız bir kadın. Kürk Mantolu Madonna, üç tuhaf kişinin gözlem ve muhakemesiyle hayatı ve insanı anlamaya, aşkı ve yalnızlığı anlatmaya çalışan etkileyici bir hikaye. Sabahattin Ali bu romanda, İçi boş insanları da, insanların içindeki boşluğu da sokuyor gözümüze olanca sadeliğiyle. Ama en çok gözümüzdeki, bakışlarımızdaki boşluğu vurguluyor. Dikkat e...

Kış Rüzgarları: Alayne Başlıklı Bölümün Türkçe Çevirisi

Resim
George R.R. Martin, resmi internet sitesinde Kış Rüzgarları'ndan yeni bir bölüm paylaştı. İngilizce bilmeyenler mahrum kalmasın diye, Alayne başlıklı o bölümü Türkçe'ye çevirmeye başladım. Şu ana kadar çevirdiğim kısmını aşağıda paylaşıyorum. İlgi görürse çeviriye devam etmeyi, çevirdikçe burada paylaşmayı planlıyordum. Fakat internette dolaşırken, bölümün çevirisinin çoktan yapılmış olduğunu gördüm. Yapan arkadaşın eline sağlık. Bölümün şu ana kadar çevirmiş olduğum küçük bir kısmını aşağıda bulabilirsiniz. İyi okumalar. ALAYNE Mya Stone çizmelerine ve binici işi deri giysilerine bürünmüş bir şekilde ve üzerindeki ağır ahır kokusuyla yatak odasının kapısını çaldığında, Alayne küçük lorduna kanatlı şovalyenin hikayesini okuyordu. Mya'nın saçında saman, yüzünde hoşnutsuz bir ifade vardı. Alayne, Bu hoşnutsuzluğun Mychel Redfort'un yakınlarda oluşundan kaynaklandığını biliyordu. “Lord hazretleri,” diye başladı Mya, “Lady Waynwood’un sancakları yolda bir saatlik mesafede g...

Kar Tatili - Emmanuel Carrere

Kar Tatili, çocuk yüreğinde nice korkular, nice masum arzular büyüten, otoriter babasının katı kuralları altında ezilmiş, ürkek, utangaç ve hastalıklı bir çocuğun, Nicholas'ın hikayesini anlatır. Sürükleyici, etkileyici ve sarsıcı bir hikayedir. bir solukta okuyup bitireceğinizden eminim. Kitabın ilk sayfalarını okurken, küçük Nicolas'ın üzerinde sinsi bir tehdidin dolaştığını anlayacak, onun derin kaygılar ve anlaşılması güç korkular içinde çırpınan yüreğinin ritmine kapılıp gideceksiniz. Hikaye ilerledikçe, yalnız bir çocuğun bildiği, düşündüğü, hissettiği ve düşlediği tuhaf şeyler, karlar arasındaki bir dağ evinin çocuklarla dolu sıcaklığını yutup gerçeğin soğuk yüzünü kuşanmış kâbuslar biçiminde canlanmaya başladığında, yüreğinizin titremeye, tüylerinizin ürpermeye başladığını hissedeceksiniz. Zavallı Nicolas, çocukluğunun hüzünlü yılları boyunca yüreğinin derinliklerinde taşıdığı en korkunç kâbuslarıyla, çocuksu geçmişle acıklı geleceği birbirinden kesin olarak ayıran o uğ...