Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Diriliş Ertuğrul Dizisi Hangi Devri Anlatıyor

TRT ekranlarında seyirciyle buluşan Diriliş Ertuğrul dizisinin ana karakterlerinden Ertuğrul ve Süleyman Şah'ın dizide anlatılan hikayelerinin tarihsel olarak gerçeği yansıtmadığını, daha önceki yazımda elimden geldiğince ve bildiğim kadarıyla açıklamaya çalışmıştım. Bu kez, dizide anlatılan hikayenin geçtiği varsayılan devrin siyasi aktörleri ve bu koşullar altında Diriliş Ertuğrul'u gerçek bir tarih kesiti olarak kabul etmenin olanaksızlığı üzerinde durmaya çalışacağım. Bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapabilmemiz için, öncelikle dizide anlatılanların yaklaşık olarak hangi zaman aralığında geçtiğini tahmin etmek zorundayız. Ertuğrul Gazi'nin Söğüt'te 1281-1288 yılları arasında öldüğü tahmin ediliyor. Dizide Ertuğrul'un 20'li yaşlarda olduğunu ve Ertuğrul Gazi'nin de öldüğünde 85-90 yaşında olduğunu kabul edersek, ölüm tarihinden aşağı yukarı 60-65 yıl geriye giderek, dizinin başladığı tarih için yaklaşık olarak 1225 yılını temel alabiliriz. Bu durumda...

Diriliş Ertuğrul Dizisi, Süleyman Şah ve Ertuğrul Gazi - Hayaller ve Gerçekler

Resim
Dünyayı televizyon dizileriyle algılama ve TV dizilerini politika ve tarih bilgisini genişletmek için bir vasıta olarak değerlendirme hastalığı Kurtlar Vadisi ile mi başladı, yoksa benim hatırlayamadığım daha eski günlerden kalma bir alışkanlık mıdır bilmem. Okumayan ve dolayısıyla da tarihe ve siyasi komplolara dair merakını kitaplar ve dergiler aracılığıyla tatmin edemeyen halkımızın, TV dizileriyle kendilerine hazır lokmalar halinde sunulan bu medya ziyafetine dünden razı olduğunu görmek bizi şaşırtmamalı. Şaşırtmıyor da zaten. Fakat, yemesi pek lezzetli olan bu kocaman lokmaların sindirilmesine gelince, burada söylenecek birkaç şey var. İzninizle söyleyelim. Hürrem Sultan'ın, Sultan Süleyman'ın ve onun talihsiz şehzadelerinin hayat hikayelerini Muhteşem Yüzyıl adlı bir televizyon dizisinden öğrendik. Tarihsel gerçeklere uygunluğu bakımından şiddetli itirazlara maruz kalan Muhteşem Yüzyıl'ın ve ona öykünerek başlayan ve basit bir kopyası olmaktan öte bir yenilik getireme...

İlköğretimde Yatılılık ve Körler Okulu Gerçeği

İlkokulu ve ortaokulu yatılı olarak körler okulunda okumuş ve görev icabı kaynaştırma uygulamalarını da az-çok gözlemleyebilmiş bir rehber öğretmen olarak, görme engelli öğrenciler mail grubunda körler okulları hakkında yapılan bir tartışmaya katkı olması düşüncesiyle kaleme aldığım bu yazıyı, kapatılması her gündeme geldiğinde yatılı okullara sarılıp her fırsatta bu okulları yücelten iyi niyetli insanlara ithaf ediyorum. Umarım ki, bu satırlar onların, "Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşelidir" sözünün boşuna söylenmediğini hatırlamalarına ve yatılılık konusunu başka boyutlarıyla da ele alma gereğinin önemini fark etmelerine vesile olur. Ülkemizin çeşitli şehirlerine yayılmış vaziyette 10-15 civarında körler okulu bulunduğunu, bugün bu okullara yatılı veya gündüzlü olarak bin civarında ilkokul ve ortaokul öğrencisinin devam etmekte olduğunu, bu okulların yalnız ve ancak zaman zaman ortaya çıkan kapatılma tartışmalarıyla ülke gündeminde yer bulabildiklerini ve bugü...