Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Haham Kral Hazarlı Davut - Monroe S. Kuttner

"Bu romanda bir kurgu kahraman olan Hakan Davut'un yaşamı Hazar Yahudi Krallığı'nın sadece küçük bir bölümünü anlatır. Aslında bu krallık Itil'in M.S. 967'de düşüşünden sonra varlığını sürdürmüş olabilir de, olamaz da." Romanın son sayfalarından alınmış yazara ait bu ifadeleri okuyuncaya kadar, dönemin toplumsal, kültürel ve siyasal özelliklerini göz önünde bulundurarak, tarihin iyi bilinen gerçekleri arasında, onları bozup çarpıtmadan kendine özgü bir ilişkiler ağı kuran yazarın boşlukları hayal gücüyle doldurduğu bir tarihi romanla karşı karşıya olabileceğimi düşünüyor ve aynı dönemi konu alan pek çok kitap okuduğum halde böylesine önemli bir dizi olaydan hiç haberdar olmayışıma şaşıyordum. Hazar Denizi kıyılarından Bizans'a, Bağdat'tan Halep'e ve Kahire'ye kadar çok geniş bir coğrafyada, dönemin en önemli şahsiyetlerinin yaşamlarına girip çıkan ve her gittiği yerde saygıyla karşılanan, kralları, sultanları, imparatorları tabiri caizse parmağ...

Gidenlerin Ardından

"Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan." Bu sabah, senin de ebedi aleme; önce annemin, ardından da anneannemin yıllar önce ansızın çekip gittiği dönülmez diyara göçtüğünü haber verdiler. üzüldüm, ama kahrolmadım. Senin yaşadığın gibi yaşayabilseydim, kendi ölümümü de sevinçle ve coşkuyla kucaklayabilirdim. Allah sana hayırlı evlatlar yetiştirip torunlarının yavrularını da sevme bahtiyarlığını nasip etti. Bugün, seni ebedi istirahatgahına yolcu edenlerin arasında bulunabilseydim, "anneme selam götür, ama bize olanlardan haberi olmasın" derdim. El kadar çocukken de mezarlıklara giderdik, ateşi hep başka başka ocaklarda yanan taşları görür de hep böyle olacak sanırdım, çocukluk işte... Yıllar geçip giderken, bir yanda ben büyüdüm bir yanda ocağımıza düşen ateşler. Önce Koca dedem, çocukluğumun hayal meyal hatırladığım günlerinde kalmış o koca çınar gitti, O'na selam söyle. Sonra Fazlı dedem gitti; velinimetim, değersiz ...

Uzaklar Yakındır - Yavuz BAHADIROĞLU

Yavuz Bahadıroğlu'nun merakla başlayıp heyecanla okuduğum en güzel romanlarından biri "Uzaklar Yakındır". Bahadıroğlu'nun başka birçok tarihi romanını da okumuş biri olarak, bu romanın, tarihimizin altın sayfalarında heyecanlı maceralara açılan bir kapı olacağı beklentisiyle okumaya başladım ve yanılmadığımı memnuniyetle gördüm. Koca asyayı silip süpüren moğol fırtınasının Harzem ülkesini aşıp Anadolu'nun sınırlarına dayandığı bir zamanda, asyanın kalbinden avrupanın yüreğine atılmış bir ok misali, fırtınayı aşıp gelen, bir ulu çınar olup dünyanın düzenini yeniden tesis edecek Oğuz'un Kayı aşiretinin Söğüt toprağına kök salmasının hikayesidir bu. Gerçeküstü dini ve tasavvufi öğeler bir yana, yurt bulmak ve devlet olmak gayesiyle binlerce kilometreyi aşan aynı gayeye inanmış cesur, azimli, fedakar ve vefakar binlerce insanın, aşiretin maddi manevi bütün varlığı kendisinde vücut bulmuş Ertuğrul Bey etrafında tek yürek, tek bilek, tek amaç oluşunun hikayesidir de...

Fetih 1453 : Türk Sinemasında Bir Başyapıt

Fetih 1453 filmini izledim ve çok beğendim. Amerikan sineması ne zaman bir savaş filmi çekse, biz de yapmalıyız, bizim tarihimiz görkemli filmlere konu oluşturabilecek olaylar ve kahramanlarla dolu derdik. Gözlerimiz beyaz perdede kendi kahramanlarımızı arardı da bulamazdı. Bu duygularla Fetih filmini gururla ve keyifle izledim. Fatih'te azmi, tutkuyu, coşkuyu, gururu ve ihtişamı, Hasan'da fedakarlığı ve adanmışlığı, Era'da aşkı, İstanbul surlarında kahramanlığı ve Ayasofya'da zaferi gördüm. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hayal dünyalarında tarihimize ilişkin yeni bir canlılık, büyük fethin hatıralarına dair yepyeni ufuklar açacağına inandığım bu filme emeği geçenleri bütün içtenliğimle kutluyorum. Bu herhangi bir film değil. Bu, Türk sinemasında yüksek bütçeli filmlerin yapılmaya devam edilip edilmeyeceğini, sinemada ihmal edilmiş tarihimizin daha fazla filme konu olup olmayacağını belirleyecek bir film. Her film bir propagandadır, başkalarının propagandasına maruz ka...

Nerdesin Fransa

Libya'da Gaddafi karşıtı gösteriler başladığında duruma fransız kalamayıp apar topar askeri müdahale yoluna giden Fransa, Suriye'de hayatını kaybeden sivillerin sayısı binlerle ifade edildiği halde duruma fransız kalmayı sürdürüyor. Libya'nın petrolü mü cazip gelmişti, yoksa Gaddafi'nin askeri varlıklarının zayıflığından mı cesaret almışlardı bilinmez, batının demokrasi silahşörleri Libyalı muhaliflerin yardımına koşarken "o ne der, bu ne düşünür" dememiş, milyon dolarlık füzelerle Gaddafi'nin askerlerini avlamakta asla tereddüt göstermemişlerdi. Zavallı Gaddafi... Rusya gibi dayın yoksa, İran gibi amcan yoksa, ne demeye diklenip diktatörlük ediyorsun... Bak Esad'a; bir kere petrolü yok, üstelik hem amcası var hem de dayısı, bundan iyisi Şam'da kayısı. yerseniz...