Gidenlerin Ardından
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan."
Bu sabah, senin de ebedi aleme; önce annemin, ardından da anneannemin yıllar önce ansızın çekip gittiği dönülmez diyara göçtüğünü haber verdiler. üzüldüm, ama kahrolmadım. Senin yaşadığın gibi yaşayabilseydim, kendi ölümümü de sevinçle ve coşkuyla kucaklayabilirdim. Allah sana hayırlı evlatlar yetiştirip torunlarının yavrularını da sevme bahtiyarlığını nasip etti.
Bugün, seni ebedi istirahatgahına yolcu edenlerin arasında bulunabilseydim, "anneme selam götür, ama bize olanlardan haberi olmasın" derdim.
El kadar çocukken de mezarlıklara giderdik, ateşi hep başka başka ocaklarda yanan taşları görür de hep böyle olacak sanırdım, çocukluk işte...
Yıllar geçip giderken, bir yanda ben büyüdüm bir yanda ocağımıza düşen ateşler.
Önce Koca dedem, çocukluğumun hayal meyal hatırladığım günlerinde kalmış o koca çınar gitti, O'na selam söyle.
Sonra Fazlı dedem gitti; velinimetim, değersiz ömrümün ışığı, sahip olduğum herşeyi borçlu olduğum kişi, arkamdaki kale, göğsümdeki zırh, apansız yıkılıveren bir başka koca çınar... O'na selam söyle.
Hemen ardından Koca ninem gitti, O'na selam söyle.
Ve annem; acısıyla yüreğimizi dağlayan büyük kızın, evimizin güneşi, yuvamızın direği, aile saadetimizin garantörü, hakkını vermeye hiçbir sözün kafi gelmediği fedakar kadın, yokluğunda yangınlara düştüğümüz, kısa ömrünü bize vakfetmiş sevgili anneciğim... O da gitti, O'na selam söyle.
Sonra o, sonra bu... hep bizden, hep bildiğim, sevdiğim insanlar... Hepside gittiler, onlara selam söyle.
"Bu dünyadan göçer olduk, kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun."
Ne kadar çoksunuz, nasıl da çoğalıyorsunuz. Şimdi anlıyorum ki, evim dediğimin yarısı ev, yarısı mezarlık. köyüm dediğimin yarısı köy, yarısı mezarlık. Beldenin, şehrin, ülkenin yarısı hep mezarlık. İçiçe geçmiş, bütünleşmiş, birbirinden ayrı ama yinede bir şekilde yekpare bir alemde yaşıyoruz. Hakkıyla yaşayanın ardından ağlamamak gerek, ama ne mümkün.
Sen, Hafız dedem, demek sen de gidiyorsun. Nur içinde yat, mekanın cennet olsun.
"Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
Hicranlı ayrılığın ne de son matemidir bu."
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan."
Bu sabah, senin de ebedi aleme; önce annemin, ardından da anneannemin yıllar önce ansızın çekip gittiği dönülmez diyara göçtüğünü haber verdiler. üzüldüm, ama kahrolmadım. Senin yaşadığın gibi yaşayabilseydim, kendi ölümümü de sevinçle ve coşkuyla kucaklayabilirdim. Allah sana hayırlı evlatlar yetiştirip torunlarının yavrularını da sevme bahtiyarlığını nasip etti.
Bugün, seni ebedi istirahatgahına yolcu edenlerin arasında bulunabilseydim, "anneme selam götür, ama bize olanlardan haberi olmasın" derdim.
El kadar çocukken de mezarlıklara giderdik, ateşi hep başka başka ocaklarda yanan taşları görür de hep böyle olacak sanırdım, çocukluk işte...
Yıllar geçip giderken, bir yanda ben büyüdüm bir yanda ocağımıza düşen ateşler.
Önce Koca dedem, çocukluğumun hayal meyal hatırladığım günlerinde kalmış o koca çınar gitti, O'na selam söyle.
Sonra Fazlı dedem gitti; velinimetim, değersiz ömrümün ışığı, sahip olduğum herşeyi borçlu olduğum kişi, arkamdaki kale, göğsümdeki zırh, apansız yıkılıveren bir başka koca çınar... O'na selam söyle.
Hemen ardından Koca ninem gitti, O'na selam söyle.
Ve annem; acısıyla yüreğimizi dağlayan büyük kızın, evimizin güneşi, yuvamızın direği, aile saadetimizin garantörü, hakkını vermeye hiçbir sözün kafi gelmediği fedakar kadın, yokluğunda yangınlara düştüğümüz, kısa ömrünü bize vakfetmiş sevgili anneciğim... O da gitti, O'na selam söyle.
Sonra o, sonra bu... hep bizden, hep bildiğim, sevdiğim insanlar... Hepside gittiler, onlara selam söyle.
"Bu dünyadan göçer olduk, kalanlara selam olsun.
Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun."
Ne kadar çoksunuz, nasıl da çoğalıyorsunuz. Şimdi anlıyorum ki, evim dediğimin yarısı ev, yarısı mezarlık. köyüm dediğimin yarısı köy, yarısı mezarlık. Beldenin, şehrin, ülkenin yarısı hep mezarlık. İçiçe geçmiş, bütünleşmiş, birbirinden ayrı ama yinede bir şekilde yekpare bir alemde yaşıyoruz. Hakkıyla yaşayanın ardından ağlamamak gerek, ama ne mümkün.
Sen, Hafız dedem, demek sen de gidiyorsun. Nur içinde yat, mekanın cennet olsun.
"Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
Hicranlı ayrılığın ne de son matemidir bu."
Yorumlar
Yorum Gönder