Uzaklar Yakındır - Yavuz BAHADIROĞLU
Yavuz Bahadıroğlu'nun merakla başlayıp heyecanla okuduğum en güzel romanlarından biri "Uzaklar Yakındır". Bahadıroğlu'nun başka birçok tarihi romanını da okumuş biri olarak, bu romanın, tarihimizin altın sayfalarında heyecanlı maceralara açılan bir kapı olacağı beklentisiyle okumaya başladım ve yanılmadığımı memnuniyetle gördüm.
Koca asyayı silip süpüren moğol fırtınasının Harzem ülkesini aşıp Anadolu'nun sınırlarına dayandığı bir zamanda, asyanın kalbinden avrupanın yüreğine atılmış bir ok misali, fırtınayı aşıp gelen, bir ulu çınar olup dünyanın düzenini yeniden tesis edecek Oğuz'un Kayı aşiretinin Söğüt toprağına kök salmasının hikayesidir bu. Gerçeküstü dini ve tasavvufi öğeler bir yana, yurt bulmak ve devlet olmak gayesiyle binlerce kilometreyi aşan aynı gayeye inanmış cesur, azimli, fedakar ve vefakar binlerce insanın, aşiretin maddi manevi bütün varlığı kendisinde vücut bulmuş Ertuğrul Bey etrafında tek yürek, tek bilek, tek amaç oluşunun hikayesidir de diyebilirim.
Moğol fırtınası Harzem ülkesini vurduğunda, Kayı aşiretinin lideri Gündüz Bey; aynı dili konuşan, aynı dine inanan ve Oğuz soyundan gelen Harzem sultanının yardımına koşar. Lakin Sultan gafletinin ve korkaklığının kurbanı olmuş, Moğol ordularıyla bir kez dahi meydan savaşına girmeden ülkesinin en güzel şehirlerinin yanıp yok oluşuna şahit olduktan sonra Hazar denizindeki bir adada tek başına çaresizlik ve sefalet içinde ölmüştür. Prens Celalettin, yanıp yıkılmış ülkesinin küllerinden yeni bir devlet vücuda getirmek için çırpınsa da talih yüzünü moğollardan yana dönmüş, Oğuz'un yıldızı Harzem ülkesinin yanan şehirlerin ve insanların dumanıyla kararan göklerinde kederle titreyip sönmüş bulunmaktaydı.
O yıldız, asyanın bu en karanlık günlerinde, Söğüt'ten, Ertuğrul'un ocağından bir kez daha yükselip üç kıta ve yedi denizi gölgesi altına almadan önce, Oğuz'un Kayı aşiretinin yalçın dağları aşması, sarp uçurumlardan geçmesi, mevsimler mevsimleri yıllar yılları kovalarken kadınıyla erkeğiyle genciyle yaşlısıyla imanıyla, inancıyla, hülasa bütün varlığıyla Harzem ülkesinden kalkıp Söğüt toprağına gelmesi, yurt kurup devlet olması gerekmişti. İşte Uzaklar Yakındır; bu zorlu, bu uzun ve bu kutlu yürüyüşün romanıdır.
Koca asyayı silip süpüren moğol fırtınasının Harzem ülkesini aşıp Anadolu'nun sınırlarına dayandığı bir zamanda, asyanın kalbinden avrupanın yüreğine atılmış bir ok misali, fırtınayı aşıp gelen, bir ulu çınar olup dünyanın düzenini yeniden tesis edecek Oğuz'un Kayı aşiretinin Söğüt toprağına kök salmasının hikayesidir bu. Gerçeküstü dini ve tasavvufi öğeler bir yana, yurt bulmak ve devlet olmak gayesiyle binlerce kilometreyi aşan aynı gayeye inanmış cesur, azimli, fedakar ve vefakar binlerce insanın, aşiretin maddi manevi bütün varlığı kendisinde vücut bulmuş Ertuğrul Bey etrafında tek yürek, tek bilek, tek amaç oluşunun hikayesidir de diyebilirim.
Moğol fırtınası Harzem ülkesini vurduğunda, Kayı aşiretinin lideri Gündüz Bey; aynı dili konuşan, aynı dine inanan ve Oğuz soyundan gelen Harzem sultanının yardımına koşar. Lakin Sultan gafletinin ve korkaklığının kurbanı olmuş, Moğol ordularıyla bir kez dahi meydan savaşına girmeden ülkesinin en güzel şehirlerinin yanıp yok oluşuna şahit olduktan sonra Hazar denizindeki bir adada tek başına çaresizlik ve sefalet içinde ölmüştür. Prens Celalettin, yanıp yıkılmış ülkesinin küllerinden yeni bir devlet vücuda getirmek için çırpınsa da talih yüzünü moğollardan yana dönmüş, Oğuz'un yıldızı Harzem ülkesinin yanan şehirlerin ve insanların dumanıyla kararan göklerinde kederle titreyip sönmüş bulunmaktaydı.
O yıldız, asyanın bu en karanlık günlerinde, Söğüt'ten, Ertuğrul'un ocağından bir kez daha yükselip üç kıta ve yedi denizi gölgesi altına almadan önce, Oğuz'un Kayı aşiretinin yalçın dağları aşması, sarp uçurumlardan geçmesi, mevsimler mevsimleri yıllar yılları kovalarken kadınıyla erkeğiyle genciyle yaşlısıyla imanıyla, inancıyla, hülasa bütün varlığıyla Harzem ülkesinden kalkıp Söğüt toprağına gelmesi, yurt kurup devlet olması gerekmişti. İşte Uzaklar Yakındır; bu zorlu, bu uzun ve bu kutlu yürüyüşün romanıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder