Trump Filistin'de Türkiye'yi, İran'da Rusya'yı İkna Etmek Zorunda

Filistin'de Kriz Kapıda

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'da İsrail yanlısı bir dış politika izleyecek. Bu durum Filistin meselesinde krizin kapıda olduğu anlamına geliyor. Amerikan büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması ve yeni yahudi yerleşimlerine yeşil ışık yakılması, Amerika'nın İslam ülkeleriyle kurabileceği pozitif temasların daha baştan yolunu kesebilir. Bu gelişmeler, zaten kriz içerisindeki Türk-Amerikan ilişkilerine de yansıyacaktır ki, böyle olması Ortadoğu'daki amerikan çıkarlarını tehlikeye düşürebilir.

Trump yönetiminin, doğrudan amerikan çıkarlarına yönelik hızlı ve etkili kararlar alacağını varsayabiliyoruz. Yine de, Ortadoğu'nun karmaşık denklemlerinden, Amerika'nın bütün meseleleri kendi lehine çevireceği çözümler çıkmayacaktır. Dolayısıyla ABD, seçimler yapmak zorunda kalacak ve yaptığı her seçim için de bazı bedeller ödeyecektir. Önümüzdeki günlerde Ortadoğu'da neler olacağının, Trump yönetiminin neyi daha fazla önemsediğine bağlı olarak şekilleneceği söylenebilir. Bu noktada ise ibre, Filistin meselesinden ve İran'ın nükleer araştırmalarından kaynaklanabilecek gerilimi dengelemek için Irak'ta ve Suriye'de Türkiye'ye ve Rusya'ya verilebilecek tavizleri işaret etmektedir. Çünkü Trump, Rusya'yla ilişkileri geliştirme konusunda Putin'e açık çek vermiştir ve Türk-Amerikan ilişkilerini iyileştirmek niyetinde olduğunu ilan etmiştir.

Nükleer Anlaşma'nın Geleceği Tehlikede

Obama'nın İsrail'e rağmen imzalamayı başardığı sayılı zaferlerinden biri olan ve İran'ın barışçı nükleer araştırmalara devam edebilmesinin yolunu açan Nükleer anlaşmanın iptal edilebileceğinden söz ediliyor. Böylesi bir gelişme İran ve Amerika'yı sıcak çatışmanın eşiğine getirebilir. İsrail'in açıkça talep ettiği askeri bir müdahale, Obama döneminde gücüne güç katan İran için sonun başlangıcı olabilir. Amerika ile açıkça savaşa tutuşan bir İran, Yemen'de, Irak'ta ve Suriye'de kazandığı herşeyi şaşırtıcı bir hızla kaybedebilir.

Nükleer anlaşmanın bozulması, aynı zamanda İran'a, atom bombası üretmek için hızla ve açıkça çalışma imkanı sağlayacaktır. Rusya'nın ağırlığını koyarak İran'a askeri müdahaleyi geciktirmesi veya tümüyle önlemesi, kısa sürede Ortadoğu'da güç dengesinin değişmesi ve İran'ın yeni bir nükleer güç olarak nihayi hedefine ulaşması sonucunu doğurabilir. Bu da, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin nükleer silah geliştirme ihtiyacını ve bu yönde girişilecek çabaları meşrulaştırarak, önümüzdeki yıllarda Ortadoğu'nun çok daha ölümcül bir coğrafya haline gelmesine yol açabilir.

Elbab'da Ne Yapıyoruz?

İŞİD'in yok edilmesi artık bir zaman meselesidir ve er ya da geç, Suriye'deki TSK unsurları ile Suriye ordusu karşı karşıya gelecektir. Bu tehlikeli durumun öngörüldüğünü ve barışı korumak için ne gibi önlemler alınacağının şimdiden düşünüldüğünü varsayarak, kısa vadede olası bir sıcak çatışmanın önlenebileceğini kabul edebiliriz. Fakat bu gerilimin, uzun vadede her an bir savaşı başlatabilecek potansiyele sahip olduğunu da göz ardı edemeyiz. Eğer Suriye'de şu ana kadar kontrol altına aldığımız topraklardan bir-iki yıl içinde geri çekileceksek, Elbab konusundaki ısrarımızın meşru gerekçesini bir kez daha sorgulamamız, sonunda bir başkasına bırakıp çekileceğimiz bir şehri kontrol altına almak için neden büyük fedakarlıklarda bulunduğumuzu, şehri kuşatıp beklemeyi niçin tercih etmediğimizi yeniden tartışmamız gerekecektir.

Yorumlar

Bu Ay En Çok Okunanlar

Damağası / Sağırdere / Körduman - Kemal Tahir

Hindistan'a Bir Geçit - Edward Morgan Forster

İSTİKLÂL ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY

Yıkılış - Graham Green

Zamanı Yönetmek - Hedefler ve Öncelikler

Ve Çanakkale Üçlemesi 1- Geldiler - Mustafa Necati Sepetçioğlu