Haham Kral Hazarlı Davut - Monroe S. Kuttner
"Bu romanda bir kurgu kahraman olan Hakan Davut'un yaşamı Hazar Yahudi Krallığı'nın sadece küçük bir bölümünü anlatır. Aslında bu krallık Itil'in M.S. 967'de düşüşünden sonra varlığını sürdürmüş olabilir de, olamaz da." Romanın son sayfalarından alınmış yazara ait bu ifadeleri okuyuncaya kadar, dönemin toplumsal, kültürel ve siyasal özelliklerini göz önünde bulundurarak, tarihin iyi bilinen gerçekleri arasında, onları bozup çarpıtmadan kendine özgü bir ilişkiler ağı kuran yazarın boşlukları hayal gücüyle doldurduğu bir tarihi romanla karşı karşıya olabileceğimi düşünüyor ve aynı dönemi konu alan pek çok kitap okuduğum halde böylesine önemli bir dizi olaydan hiç haberdar olmayışıma şaşıyordum.
Hazar Denizi kıyılarından Bizans'a, Bağdat'tan Halep'e ve Kahire'ye kadar çok geniş bir coğrafyada, dönemin en önemli şahsiyetlerinin yaşamlarına girip çıkan ve her gittiği yerde saygıyla karşılanan, kralları, sultanları, imparatorları tabiri caizse parmağında oynatan Hazarlı Davut'un hikayesi, tarihi bir kurgu olmaktan ziyade masalsı bir tarih kurgusunu andırıyor.
Daha ilk sayfalarda beni rahatsız etmeye başlayan önyargılı, oryantalist ifade ve yorumların dozu romanın ilerleyen bölümlerinde biraz azalsa da, yazarın gerçek bir "Türk düşmanı" olduğu açıkça anlaşılıyor. Buna rağmen, sonunu merak ettiğim ve Hazarlı Davut'la diyar diyar gezmek ilgimi çekmeye başladığı için kitabı okuyup bitirmekte zorlanmadım. Bunda masallara ve fantistik öykülere duyduğum ilginin de bir miktar pay sahibi olduğunu söyleyebilirim.
Hazar devleti yıkılıp tarih sahnesinden çekildikten 200 yıl sonra, hala bir Hazar Devleti varmış ve hala yahudi krallar Hazar Denizi kıyılarında hüküm sürüyormuş gibi kendi fantezilerine göre bir alternatif tarih kurgulayıp bunu Ortadoğu'nun bilinen tarihi gerçeklerine yamamaya çalışmakla yazarın nereye varmak istediğini anlayabilmiş değilim. Romandaki herşeyin kaynağını yazarın hayal gücünden aldığını kabul edip, içinde tarihin gerçeklerine dair birşeyler aramamak kaydıyla bu romanı okuyarak hoşça vakit geçirebilirsiniz.
Hazar Denizi kıyılarından Bizans'a, Bağdat'tan Halep'e ve Kahire'ye kadar çok geniş bir coğrafyada, dönemin en önemli şahsiyetlerinin yaşamlarına girip çıkan ve her gittiği yerde saygıyla karşılanan, kralları, sultanları, imparatorları tabiri caizse parmağında oynatan Hazarlı Davut'un hikayesi, tarihi bir kurgu olmaktan ziyade masalsı bir tarih kurgusunu andırıyor.
Daha ilk sayfalarda beni rahatsız etmeye başlayan önyargılı, oryantalist ifade ve yorumların dozu romanın ilerleyen bölümlerinde biraz azalsa da, yazarın gerçek bir "Türk düşmanı" olduğu açıkça anlaşılıyor. Buna rağmen, sonunu merak ettiğim ve Hazarlı Davut'la diyar diyar gezmek ilgimi çekmeye başladığı için kitabı okuyup bitirmekte zorlanmadım. Bunda masallara ve fantistik öykülere duyduğum ilginin de bir miktar pay sahibi olduğunu söyleyebilirim.
Hazar devleti yıkılıp tarih sahnesinden çekildikten 200 yıl sonra, hala bir Hazar Devleti varmış ve hala yahudi krallar Hazar Denizi kıyılarında hüküm sürüyormuş gibi kendi fantezilerine göre bir alternatif tarih kurgulayıp bunu Ortadoğu'nun bilinen tarihi gerçeklerine yamamaya çalışmakla yazarın nereye varmak istediğini anlayabilmiş değilim. Romandaki herşeyin kaynağını yazarın hayal gücünden aldığını kabul edip, içinde tarihin gerçeklerine dair birşeyler aramamak kaydıyla bu romanı okuyarak hoşça vakit geçirebilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder