Diriliş Ertuğrul Dizisi Hangi Devri Anlatıyor

TRT ekranlarında seyirciyle buluşan Diriliş Ertuğrul dizisinin ana karakterlerinden Ertuğrul ve Süleyman Şah'ın dizide anlatılan hikayelerinin tarihsel olarak gerçeği yansıtmadığını, daha önceki yazımda elimden geldiğince ve bildiğim kadarıyla açıklamaya çalışmıştım. Bu kez, dizide anlatılan hikayenin geçtiği varsayılan devrin siyasi aktörleri ve bu koşullar altında Diriliş Ertuğrul'u gerçek bir tarih kesiti olarak kabul etmenin olanaksızlığı üzerinde durmaya çalışacağım.

Bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapabilmemiz için, öncelikle dizide anlatılanların yaklaşık olarak hangi zaman aralığında geçtiğini tahmin etmek zorundayız. Ertuğrul Gazi'nin Söğüt'te 1281-1288 yılları arasında öldüğü tahmin ediliyor. Dizide Ertuğrul'un 20'li yaşlarda olduğunu ve Ertuğrul Gazi'nin de öldüğünde 85-90 yaşında olduğunu kabul edersek, ölüm tarihinden aşağı yukarı 60-65 yıl geriye giderek, dizinin başladığı tarih için yaklaşık olarak 1225 yılını temel alabiliriz. Bu durumda gelin, 1225 yılının siyasi manzarasına bir göz atalım.

Uzun bir süredir Haçlılarla savaşan Selçuklular ve Eyyubiler, bütün uğraşlarına rağmen, birbiri ardınca düzenlenen haçlı seferleri sayesinde sürekli asker takviyesi alan Latinleri bölgeden tam manasıyla bir türlü söküp atamamaktadır. Genelde Haçlılara karşı ortak hareket etseler de, Ortadoğu coğrafyasının bu iki egemen gücü arasında da sorunlar çıkmakta, savaşlar olmaktadır. Tam bugünlerde, İran'dan Çin'e kadar muazzam genişlikteki bir coğrafyayı hakimiyeti altına almış bulunan Cengiz Han, Selçuklu ve Eyyubi devletlerini tehdit eden güçlü ve putperest bir istilacı olarak bölgeye yaklaşmaktadır. Moğollara yenilip doğu anadolu ve Azerbayjan'a çekilen Harzemşahlar, Moğol ve Selçuklu devletleri arasında bir tampon bölge olarak varlığını sürdürmektedir.

1225 Yılında Anadolu Selçuklu devleti

Başkenti Konya. Sultan Alaeddin Keykubat idaresinde en parlak dönemini yaşıyor. Batı ve kuzey-batı anadoluda Bizans, güneyde ve güney-doğuda Eyyubiler, doğu anadolu ve kuzey-doğuda Azerbayjan coğrafyasında Harzemşahlar'ın Moğollara karşı hala direnen şehzadesi Celaleddin, kuzeyde karadeniz kıyılarında Rum imparatorluğu ile komşu. Devlet hala güçlü, ama ateş çemberinde. Komşularına karşı belirleyici bir üstünlük kuramıyor. Gücünü ve saygınlığını Sultan'ın akılcı ve dirayetli yönetimi sayesinde koruyabiliyor. Bizans, Haçlılar ve Eyyubilerle mücadele ediyor. Moğollarla aralarında duran Harzemşahlarla ittifak halinde. Fakat bu iki müttefik 1230'da savaşmak zorunda kalacaklar. Bu savaşta Kayı boyunun Harzemşahlara karşı Selçuklu-Eyyubi ittifakının yanında yer aldığını, Yassıçimen muharebesini kazanan Alaeddin Keykubat'ın doğu anadoluyu Selçuklu ülkesine kattığını, böylece Moğol imparatorluğuyla komşu olduğunu ve Selçuklu ülkesinin bundan sonra Moğol akınlarına maruz kaldığını göreceğiz.

1225 Yılında Eyyubiler

Sultan Selahaddin'in kurduğu birlik bozulmuş. Şam'da ve Kahire'de iki ayrı sultan oturuyor. İkisi de Eyyubi hanedanından. Akdenizden Haçlı tehdidi ve kuzey ve doğudan Moğol, Harzemşah ve Selçuklu tehlikesiyle yüzyüzeler. Haçlılar, ilk üç seferden edindikleri tecrübeye dayanarak, kara yoluyla anadoludan geçmenin ağır bedellerini göze alamadıkları için deniz yoluyla geliyorlar. Beşinci Haçlı seferi başarısız olmuş, altıncısı için hazırlıklar yapılıyor. Cengiz Han'ın orduları İran'ı almış. Bağdat'ta Abbasi halifesi hüküm sürüyor. Antakya ve Akka şehirleri Haçlıların elinde. Suriye ve Filistin'de Haçlıların elinde başka şehirler ve kaleler de var. Suriye Eyyubileri için güneyde bir de Mısır tehlikesi var. Mısır'daki Eyyubi sultanı Kamil bin Adil, Suriye Eyyubileriyle aralarına bir tampon bölge koymak için Kudüs'ü, Mısır ve Suriye toprakları arasından akdenize uzanan bir koridorla birlikte haçlılara geri verme planları yapıyor. Elcezire Eyyubileri için en yakın tehlike Selçuklular, Moğollar ve Harzemşahların son prensi Celaleddin Harzemşah'tan kaynaklanıyor. Eyyubi ülkesinde üç kardeşin idaresinde Elcezire, Suriye ve Mısır olmak üzere üç başlı bir yönetim ortaya çıkmış. Birbiriyle bazen müttefik, bazen düşman olan bu üç kardeş, bir yandan taht mücadelelerine devam ederken, aynı zamanda Haçlı, Moğol ve Selçuklu tehditleriyle de uğraşmak zorunda kalıyor.

1225 Yılında Moğollar

Hızla genişleyen Moğol imparatorluğu Harzem ülkesinin çok büyük bir kısmını ele geçirip Abbasi halifesi, Eyyubiler ve Selçuklular için yakın bir tehdit haline gelmiş. Moğolların önünden çekilen Oğuz boyları kalabalık gruplar halinde doğu anadoluya ve Selçuklu ülkesine giriyor. Anadolu, Suriye, Filistin ve Mısır Moğol istilasının hedefi durumunda. Yaklaşan tehlikeyi kimse yeterince ciddiye almıyor. Bu arada, Diriliş Ertuğrul'da halifeden, doğu anadoluyu elinde bulundduran Celaleddin Harzemşah'tan ve Moğollardan henüz hiç bahsedilmemiş olması da dikkat çekici.

1225 Yılında Haçlılar

Kudüsü ele geçirmek için ilki 1098 yılında yapılan Haçlı seferleri, Kudüs'ün Selahaddin Eyyubi tarafından kurtarılmasının ardından, şehri yeniden ele geçirmek ve bölgedeki Haçlı gücünü pekiştirmek amacıyla birbiri ardınca devam ediyor. 1217-1221 yıllarına rastlayan beşinci haçlı seferi başarısızlıkla sonuçlanmış. 1228 yılında başlayacak altıncı haçlı seferinin hazırlıkları yapılıyor. Altıncı Haçlı seferi sonunda, 1229 yılında Kudüs kralı Friedrich ile Mısır Eyyubileri Sultanı Kamil arasında 10 yıl süreli bir barış anlaşması imzalanacak ve Kudüs, Hristiyanlar açısından önemli başka birkaç şehirle beraber Haçlılara teslim edilecek.

Böylece, söz konusu dönem için tarih yapan ya da olaylara yön veren ana aktörlerden genel olarak bahsetmiş olduk. Dönemin tarihine ilgi duyuyorsanız bunları araştırın. Selçukluların, Eyyubilerin, Moğolların ve Harzemşahların tarihini inceleyin. Haçlı seferlerini okuyun. Hala ısrar ediyorsanız tüm bu tarihin içinde Ertuğrul'u arayın. Diriliş Ertuğrul'un senaristlerinden biri değilseniz, Ertuğrul Gazi'nin gençliği hakkında anlatılacak pek bir şey olmadığını göreceksiniz.

Söz konusu dönemde Ortadoğu, büyük ve zinde güçlerin karşı karşıya geldiği, birbirlerine üstünlük sağlamak ve rakiplerini zayıflatmak için fırsat kollayan bu güçlerin, küçük oyuncuların hareketlerine karşı son derece duyarlı ve dikkatli davrandığı, oyunun bıçak sırtında güç bela dengede durduğu geniş bir satranç tahtasını andırıyordu. Diriliş Ertuğrul dizisinde anlatıldığı gibi, siyasi nüfuzu ve askeri gücü son derece sınırlı bir Boy Beyi'nin oğlu olarak Ertuğrul'un bir Selçuklu komutanıyla çatışması, onu esir alması ve birkaç eşlikçiyle Sultan'a gönderdikten sonra, hiç bir şey olmamış gibi bu meseleyi kapanmış sayması olacak şey değildir. Sultan'ın düşmanlığını kazanmak hem Ertuğrul, hem de Boyun tamamı için ölümcül sonuçlar doğuracağından, aklı başında hiç kimse böyle bir riske girmez. Nitekim, Alaeddin Keykubat ile Celaleddin Harzemşah arasındaki dostluk, Alaeddin Keykubat'a tabi bir Bey'in güzel hatırı için bozulmuş ve Yassıçimen savaşıyla nihayet bulmuştur.

Aynı şekilde, Diriliş Ertuğrul'da Süleyman Şah ve kayı boyunun Halep Emir'i ile çatışması da Kayı Boyu için aynı derecede ölümcül bir teşebbüs olur. Halep Emir'i Şam sultanının, Şam sultanı da Mısır Sultanının akrabasıdır ve Halep'e yönelik bir girişim ancak onların izni veya bilgisi dahilinde mümkün olabilir.

Suriye ve Elcezire Eyyubileri, Anadolu Selçukluları ve Harzemşahlar olmak üzere, gerektiğinde her biri onbinlerce askeri savaş meydanına sürebilecek büyük devletlerin hakimiyet alanlarında macera aramak, püsküllü belaya davetiye çıkarmak demektir. Ne kadar iyi düşünülmüş, insani, İslami yahut iyi niyetli olursa olsun, teşebbüslerinizden biri günün birinde mutlaka bu güç merkezlerinden birini rahatsız eder, hamleleriniz bu devletlerden birinin çıkarlarına dokunur ya da birileri gelecekte sorun çıkaracak bir çıban başı olduğunuza karar verebilir. Bu olduğunda ise, işiniz bitmiş demektir. İşte bu yüzden, Ertuğrul Gazi ve O'nun babası, her türlü macera arayışından Boy'un bekası için uzak durmak, mümkün olan en kısa sürede bölgedeki büyük güçlerden biriyle güçlü bir ilişki tesis etmek mecburiyetindeydiler.

Onlar da tam olarak bunu yaptılar. Selçuklu devletine bağlandılar, Sultan Alaeddin Keykubat'la iyi ilişkiler kurdular. Onun adına, onun emriyle ve onun yanında savaştılar. Bu çabalarının sonucu olarak da Söğüt ve Domaniç'i kazandılar. Sonraki yıllar boyunca da, Selçuklu sultanlarıyla, civardaki güçlü Beyler ve komşu Bizans Tekfur'larıyla iyi ilişkiler geliştirmeye ve denge politikası izlemeye devam ettiler. Ta ki, fırsat kapıları açılıncaya kadar...

Anadolu'da, küçük oyunculara büyük düşler gördüren fırsat kapıları 50-60 yıl kadar sonra açılacak, Büyük güçlerin ve merkezi otoritenin baskısından kurtulan Bey'ler arasında, gördüğü düşü hakikate devşirme bahtiyarlığı aklı, yeteneği ve vizyonuyla öne çıkan Ertuğrul Bey oğlu Osman Gazi'ye nasip olacaktır. O'nun hikayesi, Kuruluş adlı eski bir TRT dizisinde tarihi gerçeklere uygun bir şekilde gayet iyi anlatılmıştır.

Bütün bunlardan sonra, bir belgesel yahut renkli bir tarih anlatımı gözüyle bakmamak kaydıyla, Diriliş Ertuğrul izlemenin hoş bir eğlence olduğunun bir kez daha altını çizerek, iyi seyirler diliyorum.

Yorumlar

Bu Ay En Çok Okunanlar

Damağası / Sağırdere / Körduman - Kemal Tahir

Hindistan'a Bir Geçit - Edward Morgan Forster

İSTİKLÂL ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY

Yıkılış - Graham Green

Zamanı Yönetmek - Hedefler ve Öncelikler

Ve Çanakkale Üçlemesi 1- Geldiler - Mustafa Necati Sepetçioğlu