Surname - Aziz Nesin
Aziz Nesin Surname'de, ırzına geçtiği bir çocuğu boğarak öldürme suçundan idama mahkum olan Berber Hayri'nin hikayesini anlatıyor. Bir yandan ölüm cezasını sorgularken, diğer yandan cinsel sapkınlıkları ve asıl işlevi suçluları rehabilite etmek olan cezaevlerinin nasıl bir pislik çukuru haline geldiğini, Berber Hayri'nin hikayesi paralelinde mizahi bir açıdan ele alıp çeşitli yönleriyle tartışıyor. Akıcı, sürükleyici ve eğlenceli bir kitap. Tavsiye ederim.
Surnâme'nin tanımını aşağıda yazarın kendi ifadeleriyle aktarıyorum:
"Bilindiği üzere Surnâme, Osmanlılar çağında, evlenme, düğün-dernek, sünnet gibi sevinçli olaylar dolayısıyla, halkın da katılmasıyla yapılan ve birkaç gün süren zengin şölenleri, renkli törenleri, büyük eğlenceleri, olağan üstü gösterileri, bütün bu şenlikleri betimleyip anlatan kitaplara denilir. Yani Surnâme, kısacası düğün kitabı demektir. Kolayca anlaşılmaktadır ki, bu düğünler, başlık parasını veremeyip yavuklusunu kaçırdığı için dama düşenlerin değil, sultanların, şehzadelerin düğünleridir.
Bu Surnâme'de Berber Hayri denilen bir ırz ve namus düşmanının Sultanahmet alanında nasıl asıldığını ve bu asılma sırasında, "Çok şükür, hak-hukuk yerine geldi, aramızdan bir ahlaksız daha eksildi de, biz de yakayı kurtardık; şimdilik sırayı savdık!" diyerek seyircilerin gösterdiği sonsuz sevinci ve "İşte namussuzların sonu budur!" diyerek adli ve idari makamların ve onların yanında cumhuriyet savcısının ve onun yanındaki candarma komutanının ve candarma komutanının yanındaki imamın ve imamın yanındaki cellat çingene Ali'nin halka İbret dersi vermek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak, büyük bir görev severlikle, asılma isteminin yerine getirilmesinde gösterdikleri insanüstü çabaları ve asılma törenini ve seyircilerin şenliğini bütün ayrıntılarıyla pek canlı olarak anlatmaya çalışacağım ki, işbu darağacına çekilme törenini görmeleri kısmet olmayan halkımız da, sanki işbu töreni görmüşlercesine gözünde canlandırarak adaletin nasıl yerine getirildiğini öğrenip temiz vicdanları rahat ede!"
Surnâme'nin tanımını aşağıda yazarın kendi ifadeleriyle aktarıyorum:
"Bilindiği üzere Surnâme, Osmanlılar çağında, evlenme, düğün-dernek, sünnet gibi sevinçli olaylar dolayısıyla, halkın da katılmasıyla yapılan ve birkaç gün süren zengin şölenleri, renkli törenleri, büyük eğlenceleri, olağan üstü gösterileri, bütün bu şenlikleri betimleyip anlatan kitaplara denilir. Yani Surnâme, kısacası düğün kitabı demektir. Kolayca anlaşılmaktadır ki, bu düğünler, başlık parasını veremeyip yavuklusunu kaçırdığı için dama düşenlerin değil, sultanların, şehzadelerin düğünleridir.
Bu Surnâme'de Berber Hayri denilen bir ırz ve namus düşmanının Sultanahmet alanında nasıl asıldığını ve bu asılma sırasında, "Çok şükür, hak-hukuk yerine geldi, aramızdan bir ahlaksız daha eksildi de, biz de yakayı kurtardık; şimdilik sırayı savdık!" diyerek seyircilerin gösterdiği sonsuz sevinci ve "İşte namussuzların sonu budur!" diyerek adli ve idari makamların ve onların yanında cumhuriyet savcısının ve onun yanındaki candarma komutanının ve candarma komutanının yanındaki imamın ve imamın yanındaki cellat çingene Ali'nin halka İbret dersi vermek için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak, büyük bir görev severlikle, asılma isteminin yerine getirilmesinde gösterdikleri insanüstü çabaları ve asılma törenini ve seyircilerin şenliğini bütün ayrıntılarıyla pek canlı olarak anlatmaya çalışacağım ki, işbu darağacına çekilme törenini görmeleri kısmet olmayan halkımız da, sanki işbu töreni görmüşlercesine gözünde canlandırarak adaletin nasıl yerine getirildiğini öğrenip temiz vicdanları rahat ede!"
Yorumlar
Yorum Gönder