Forsa Halil - Reşad Ekrem Koçu
16. Yüzyıl sonları. Gücünün zirvesindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da tuhaf şeyler oluyor. Zengin erkekler ve kadınlar bir anda hiçbir iz bırakmaksızın ortadan kayboluyor. Bazen bir ceset bulunsa da, kaybolanlar çoğu zaman sırra kadem basıyor. Ne bir haber, ne bir kanıt, ne bir iz. Birtakım şehir haydutları adeta devletle ve sarayla alay ediyor. Bu gizemli cinayetlerin sırrı çözülebilecek mi?
Sürükleyici olay örgüsünün arka planında 16. yüzyıl İstanbul’unun muhteşem dekorunu ustalıkla yansıtan Forsa Halil, özgün konusu, zengin tarihi detayları ve sonuna kadar azalmayan heyecan verici kurgusuyla tarihi romanla polisiyenin iç içe girdiği güzel bir hikaye. Sultanların, paşaların, ağaların, efendilerin, uşakların ve esirlerin hikayesi. Sarayların, konakların, köşklerin, kahvehanelerin, tekkelerin, kışlaların ve elbette batakhanelerin hikayesi. Moda tabiriyle söylemek gerekirse, Forsa Halil, bir Osmanlı polisiyesi. Tarihi romanlara ilgi duyan tüm kitapseverlere şiddetle tavsiye olunur.
Reşad Ekrem Koçu birçok kitap ve henüz kapsamlı bir dökümü dahi çıkarılmamış olan yüzlerce makale yazdı. Bunlar arasında hemen akla gelenler Kızlarağasının Piçi (1933), Hatice Sultan ve Ressam Meiling (1934), Eski İstanbul'da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri (1947), Tarihimizde Garip Vakalar (1952), Osmanlı Padişahları (1960), Erkek Kızlar (1962), Dağ Padişahları (1962), Esircibaşı (1962), Forsa Halil (1962), Yeniçeriler (1964), Osmanlı Tarihinin Panoraması (1964), Fatih Sultan Mehmed (1965), Patrona Halil (1967) ve Kabakçı Mustafa'dır (1968).
Koçu'nun Türk tarih yazınındaki yeri çok önemlidir. "Tarihi sevdiren adam" olarak anılan hocası Ahmed Refik Altınay'ın yolundan gitti, o yolu genişletti, olağanüstü ayrıntıları yakalayan dikkat ve titizliğiyle büyük bir "hikâye etme" başarısı elde etti. Koçu için günlük yaşamın ayrıntılarına girmek önemlidir. Okur bu ayrıntılarda bazen geleneklerin ve göreneklerin bazen de deyimlerin ve atasözlerinin kökenleriyle buluşur. Sofra âdetleri, giyim kuşam tarzları başarıyla resmedilir. Koçu'nun okurları onun tiplerini izlerken şaşılacak derecede tanıdık oldukları bir dünyada yolculuk ederler. Onun için insan önemlidir. Tarih, "insanın" hikâyesidir. Kahramanları, bütün çelişkileri, zaafları, iyilikleri ve kötülükleriyle resmedilir.
Sağlam bir Osmanlı tarihi öğrenimi gördü, harikulade bir arşivciydi, yazdıklarını maalesef çoğu zaman kaynak göstermeden de olsa belgelere dayanarak yazdı. Bu belgeler hafiye raporlarından mahkeme kayıtlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Ama o esas olarak bir anlatıcıdır. Okurunun karşısına zaman zaman bir meddah edasıyla çıkar. Göz önünde "canlandırır". Koçu'nun anlattığı bir bahis kolayca unutulmaz. Unutulamaz. Koçu'da popüler zihniyetin "Tarih ezberlenen bir şeydir" anlayışı yine popüler bir üslupla darmadağın edilir. Çünkü Koçu'nun anlattıkları, okunduğunda, zaten adeta "ezberlenmiş" olur.
Sürükleyici olay örgüsünün arka planında 16. yüzyıl İstanbul’unun muhteşem dekorunu ustalıkla yansıtan Forsa Halil, özgün konusu, zengin tarihi detayları ve sonuna kadar azalmayan heyecan verici kurgusuyla tarihi romanla polisiyenin iç içe girdiği güzel bir hikaye. Sultanların, paşaların, ağaların, efendilerin, uşakların ve esirlerin hikayesi. Sarayların, konakların, köşklerin, kahvehanelerin, tekkelerin, kışlaların ve elbette batakhanelerin hikayesi. Moda tabiriyle söylemek gerekirse, Forsa Halil, bir Osmanlı polisiyesi. Tarihi romanlara ilgi duyan tüm kitapseverlere şiddetle tavsiye olunur.
Reşad Ekrem Koçu
Reşad Ekrem Koçu, 1905 yılında İstanbul'da doğdu. 1921'de Bursa Lisesi'ni bitiren Koçu, 1931'de İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden mezun oldu. Burada yaşamı ve eserleri üzerinde önemli etkiye sahip olan Ahmed Refik Altınay'ın önce öğrenciliğinde sonra da asistanlığında bulundu. 1933'te meşhur "Üniversite Reformu" birçok öğretim üyesiyle birlikte Altınay'ı da tasfiye edince hocasıyla birlikte üniversiteden ayrıldı. Emekliliğine kadar Kuleli Askerî, Pertevniyal ve Vefa liselerinde tarih öğretmenliği yaptı. 6 temmuz 1975'te İstanbul'da öldü.Reşad Ekrem Koçu birçok kitap ve henüz kapsamlı bir dökümü dahi çıkarılmamış olan yüzlerce makale yazdı. Bunlar arasında hemen akla gelenler Kızlarağasının Piçi (1933), Hatice Sultan ve Ressam Meiling (1934), Eski İstanbul'da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri (1947), Tarihimizde Garip Vakalar (1952), Osmanlı Padişahları (1960), Erkek Kızlar (1962), Dağ Padişahları (1962), Esircibaşı (1962), Forsa Halil (1962), Yeniçeriler (1964), Osmanlı Tarihinin Panoraması (1964), Fatih Sultan Mehmed (1965), Patrona Halil (1967) ve Kabakçı Mustafa'dır (1968).
Koçu'nun Türk tarih yazınındaki yeri çok önemlidir. "Tarihi sevdiren adam" olarak anılan hocası Ahmed Refik Altınay'ın yolundan gitti, o yolu genişletti, olağanüstü ayrıntıları yakalayan dikkat ve titizliğiyle büyük bir "hikâye etme" başarısı elde etti. Koçu için günlük yaşamın ayrıntılarına girmek önemlidir. Okur bu ayrıntılarda bazen geleneklerin ve göreneklerin bazen de deyimlerin ve atasözlerinin kökenleriyle buluşur. Sofra âdetleri, giyim kuşam tarzları başarıyla resmedilir. Koçu'nun okurları onun tiplerini izlerken şaşılacak derecede tanıdık oldukları bir dünyada yolculuk ederler. Onun için insan önemlidir. Tarih, "insanın" hikâyesidir. Kahramanları, bütün çelişkileri, zaafları, iyilikleri ve kötülükleriyle resmedilir.
Sağlam bir Osmanlı tarihi öğrenimi gördü, harikulade bir arşivciydi, yazdıklarını maalesef çoğu zaman kaynak göstermeden de olsa belgelere dayanarak yazdı. Bu belgeler hafiye raporlarından mahkeme kayıtlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Ama o esas olarak bir anlatıcıdır. Okurunun karşısına zaman zaman bir meddah edasıyla çıkar. Göz önünde "canlandırır". Koçu'nun anlattığı bir bahis kolayca unutulmaz. Unutulamaz. Koçu'da popüler zihniyetin "Tarih ezberlenen bir şeydir" anlayışı yine popüler bir üslupla darmadağın edilir. Çünkü Koçu'nun anlattıkları, okunduğunda, zaten adeta "ezberlenmiş" olur.
Yorumlar
Yorum Gönder