Suriye'de Sona Yaklaşılırken Türkiye kaybedenler arasında
Türkiye'nin, bir zamanlar haklı ve doğru gerekçelere dayanan Suriye politikası, bugün Türk dış politikasını topyekün bir iflasa sürüklüyor. Seçenekleri hızla tükenir, manevra alanı cesaret kırıcı bir kesinlikle daralırken, değişen şartları göz ardı edip hala aynı tezleri aynı kararlılıkla savunmaya devam etmek, milletin somut çıkarlarına ve devletin uluslararası alandaki itibarına telafisi çok güç zararlar veriyor. Suriye'de oyun sona ermek üzere ve ne yazık ki Türkiye kaybediyor.
Rusya'nın siyasi ve askeri desteğini arkasına alan İran, bölgesel süper güç olma yarışında Türkiye'yi açık ara geride bırakmış görünüyor. Irak'ı mutlak nüfuz alanı haline getirmesi ve Suriye'de baştan beri istediğini almaya çok yakın olması, üstelik nükleer programı dolayısıyla kendisine uygulanan ambargolarında kaldırılmaya başlanması agresif komşumuzun temel kazanımları arasında. Yemen'de ve Libya'da şii silahlı gruplarla geliştirdiği çeşitli ilişkileri de bu listeye dahil edebiliriz. Bazıları ne zaman İran bahsi açılsa, İran'ın kendi kapasitesinin üzerinde bir yoğunlukla çevre ülkelerde askeri angajmanlarda bulunduğunu ve bilhassa Suriye'de çok fazla asker ve subay kaybettiğini söylüyorlar. Burada şöyle bir mukayesede bulunmayı gerekli görüyorum. İran uzun vadeli çıkarlarını garantiye almak için para ve asker kaybederken, Türkiye parasını ve askerini riske edemediği için bölgesindeki uzun vadeli çıkarlarını kaybetti. Oyunun bu kadar içinde olmasak kaybettiklerimizin yoksunluğunu ve kaybetmenin acısını bu kadar derinden hissetmeyebilirdik.
Sınırımızı ihlal eden Rus savaş uçağını haklı olarak düşürdük. Şimdi Rusya bize bu yüzden düşman ülke muamelesi yaparken, biz hala Moskova'ya zeytin dalları uzatmaya, Rusya'dan bahsederken "dost" ve "müttefik" gibi içi boş kelimeleri ısrarla sarf etmeye devam ediyoruz. Rus uçağını düşürdüğümüz hafta boyunca haber bültenlerinden düşmeyen Türkmenler gibi, YPG'nin Fırat'ın batısına geçmemesini öngören kırmızı çizgilerimiz de unutuldu. Sınır ihlali yapan Rus uçağını düşürdüğümüz günden beri, Suriye'yi fiilen ruslara ve diğerlerine terk etmiş bulunuyoruz. Elinizin erişmediği yerde haklarınızın ve çıkarlarınızın zai olması mukadderdir.
Bugün Türkiye bir karar vermeye mecburdur. Suriye ve Irak'taki çıkarlarını korumak için ya tavizler vererek ABD, Rusya ve İran'la anlaşmalı, ya da daha agresif bir siyaset izleyerek bölgede yaratacağı fiili durumları muhataplarına kabul ettirmeye çalışmalıdır. Her iki durumda da Türkiye'nin bir bedel ödemesi gerekecektir ve bu konuda kararsız kalan bir Türkiye, uzun vadede en yüksek maliyetli seçenek olarak hiçbir şey yapmamanın bedelini mutlaka ödeyeceğini bilmelidir.
Ortadoğu'da yüzyıl önce masada çizilen sınırlar değişiyor. Bu coğrafyanın sınırlarını yeniden çizmek için yine bir masa kurulacak. O masada Türkiye'nin de bir yeri olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Fakat masada olmakla masada sözünü dinletmek arasında büyük bir fark olduğunu da unutmamalıyız. Mevcut şartlarda, masanın kurulacağı gün hızla yaklaşırken, masada sözünü dinletme noktasında Türkiye'nin eli aynı hızla zayıflıyor. Böyle giderse önümüze bir anlaşma konulacak ve biz noktasına virgülüne dokunmaksızın imzalamak zorunda kalacağız. Elimizden, torunlarımızın bizden daha cesur olmalarını dilemekten başka birşey gelmeyecek.
Rusya'nın siyasi ve askeri desteğini arkasına alan İran, bölgesel süper güç olma yarışında Türkiye'yi açık ara geride bırakmış görünüyor. Irak'ı mutlak nüfuz alanı haline getirmesi ve Suriye'de baştan beri istediğini almaya çok yakın olması, üstelik nükleer programı dolayısıyla kendisine uygulanan ambargolarında kaldırılmaya başlanması agresif komşumuzun temel kazanımları arasında. Yemen'de ve Libya'da şii silahlı gruplarla geliştirdiği çeşitli ilişkileri de bu listeye dahil edebiliriz. Bazıları ne zaman İran bahsi açılsa, İran'ın kendi kapasitesinin üzerinde bir yoğunlukla çevre ülkelerde askeri angajmanlarda bulunduğunu ve bilhassa Suriye'de çok fazla asker ve subay kaybettiğini söylüyorlar. Burada şöyle bir mukayesede bulunmayı gerekli görüyorum. İran uzun vadeli çıkarlarını garantiye almak için para ve asker kaybederken, Türkiye parasını ve askerini riske edemediği için bölgesindeki uzun vadeli çıkarlarını kaybetti. Oyunun bu kadar içinde olmasak kaybettiklerimizin yoksunluğunu ve kaybetmenin acısını bu kadar derinden hissetmeyebilirdik.
Sınırımızı ihlal eden Rus savaş uçağını haklı olarak düşürdük. Şimdi Rusya bize bu yüzden düşman ülke muamelesi yaparken, biz hala Moskova'ya zeytin dalları uzatmaya, Rusya'dan bahsederken "dost" ve "müttefik" gibi içi boş kelimeleri ısrarla sarf etmeye devam ediyoruz. Rus uçağını düşürdüğümüz hafta boyunca haber bültenlerinden düşmeyen Türkmenler gibi, YPG'nin Fırat'ın batısına geçmemesini öngören kırmızı çizgilerimiz de unutuldu. Sınır ihlali yapan Rus uçağını düşürdüğümüz günden beri, Suriye'yi fiilen ruslara ve diğerlerine terk etmiş bulunuyoruz. Elinizin erişmediği yerde haklarınızın ve çıkarlarınızın zai olması mukadderdir.
Bugün Türkiye bir karar vermeye mecburdur. Suriye ve Irak'taki çıkarlarını korumak için ya tavizler vererek ABD, Rusya ve İran'la anlaşmalı, ya da daha agresif bir siyaset izleyerek bölgede yaratacağı fiili durumları muhataplarına kabul ettirmeye çalışmalıdır. Her iki durumda da Türkiye'nin bir bedel ödemesi gerekecektir ve bu konuda kararsız kalan bir Türkiye, uzun vadede en yüksek maliyetli seçenek olarak hiçbir şey yapmamanın bedelini mutlaka ödeyeceğini bilmelidir.
Ortadoğu'da yüzyıl önce masada çizilen sınırlar değişiyor. Bu coğrafyanın sınırlarını yeniden çizmek için yine bir masa kurulacak. O masada Türkiye'nin de bir yeri olacağını şimdiden söyleyebiliriz. Fakat masada olmakla masada sözünü dinletmek arasında büyük bir fark olduğunu da unutmamalıyız. Mevcut şartlarda, masanın kurulacağı gün hızla yaklaşırken, masada sözünü dinletme noktasında Türkiye'nin eli aynı hızla zayıflıyor. Böyle giderse önümüze bir anlaşma konulacak ve biz noktasına virgülüne dokunmaksızın imzalamak zorunda kalacağız. Elimizden, torunlarımızın bizden daha cesur olmalarını dilemekten başka birşey gelmeyecek.
Yorumlar
Yorum Gönder