OKUL REHBERLİK SERVİSLERİ NEDEN VERİMLİ ÇALIŞAMIYOR?

Bugün okullarda rehberlik servislerine yüklenen isin hakkiyla üstesinden gelinebilmesi için her okulda en az iki, sube sayisi çok ve ögrenci sayisi birkaç yüzden birkaç bine kadar olan büyük okullarda çok daha fazla rehber ögretmen istihdam edilmesi gerekiyor. Bu acil ve önemli ihtiyacı, maalesef kimse görmüyor, kimse tartismiyor.

Okullarda rehber ögretmen normu belirlenirken, rehber ögretmene atfedilen is ve görevlerin gerektirdigi isgücü ve zaman gereksinimi degil, bir kurumda rehber ögretmen basina düsen ögrenci sayisi esas aliniyor. Bir is varsa, o isin rahat rahat yapilabilecegi bir zaman da olmalidir. Kendini paralasa bile yetisemeyecegi sorumluluklari önüne koymak, bu islerin rehber ögretmenler tarafindan tam olarak yapilamayacagini bastan kabul etmek anlamina gelir. O da olsun, bu da olsun denilerek, akla gelen her is ya da görevin yönetmelige yazilmasi, buna karsin, bu is veya görevlerin ne ara ve ne sekilde yapilacagi hesap edilmediginden yeterli sayida rehber ögretmen atanmamasi, okullardaki rehberlik hizmetlerini zaafa ugratan en önemli sorunlardan biridir.

Eldeki is, eldeki zamana sigmayinca, rehber ögretmen isleri gelisi güzel yapmaya, bir kismini iyi kötü bitirmek için bir kismina hiç el atmamaya başlıyor. Sonra bir yol ayrimina geliyor. Ya, olmuyor deyip mesleki tükenmisligin zirvesinden akademik kariyer bahanesiyle üniversitelere atlamaya çalışıyor, ya da oldugu kadar degip kendi rehberlik anlayisi ve öncelikleri dogrultusunda tikirdamaya devam ediyor. Bu kendi haline tikirdama hali ise, bazi isleri hakkiyla yapip digerlerine pek bakmamaktan baslayip, her isi bir ucundan yakalayip günün sonunda elinde kalanla yetinmeye kadar uzanan genis bir yelpazede genellikle keyfiyete bagli bir çalisma biçiminde tezahür ediyor. Rehber öğretmenleri şu veya bu sebeple sürekli eleştirenler, işte bu hakikati gözden kaçırıyorlar.

Rehber ögretmenin çalisma süresi haftada 30 saattir. Bir ders yili 36 hafta sürdügüne göre, bir ders yili boyunca yani ögrenciler fiilen okuldayken, rehber ögretmenlerin kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için tam olarak 1080 saatlik bir süreye sahip olduklari söylenebilir. Haftada 30 saat derse giren bir öğretmenin bir yıl boyunca gireceği ders saati de 1080'dir. Fakat bir ders saati 40 dakika olduğundan, haftada 30 saat derse giren bir öğretmenin fiilen çalıştığı süre gerçekte tam olarak 720 saattir. Eğer bir öğretmen, haftada 30 saat çalışma yükümlülüğü bulunan bir rehber öğretmenle aynı fiili çalışma süresine ulaşmak isteseydi, bu öğretmenin haftada 45 saat derse girmesi gerekecekti. Günde 9 saatten 5 günde 45 saat derse girmenin nasıl bir şey olacağı, herhangi bir öğretmenden sorup öğrenilebilir. Bugün, anadolu lisesinde öğrenimine devam eden bir öğrencinin, günde 8 saatten haftada 40 saat fiilen derse girdiğini de hatırlatmak isterim. Asıl konumuza dönersek, 1080 saat Ilk bakista yeterince uzun bir süre gibi görünse de, rehber ögretmene atfedilen is ve görevler özelinde yaklasik bir hesaplama yapildiginda, sürenin ne denli yetersiz oldugu daha iyi anlasilacaktir.

Planli/plansiz bütün veli ve ögrenci görüsmelerinin, belli kazanimlarla ilgili yapilmasi zorunlu sinif ziyaretlerinin, bütün toplanti, seminer, tanitim ve bilgilendirme etkinliklerinin, kayit tutma, rapor yazma, tutanak düzenleme, dosyalama ve her türlü evrak islerinin, pano, brosür ve form hazirlama çalismalarinin, okulda veya okul disinda çesitli kurul ve komisyonlara, toplantilara, egitim seminerlerine katilimin, idarecilerle, sinif ögretmenleriyle ve diger ögretmenlerle yapilacak her türlü görüsme ve istisarenin, kisacasi bir okulda rehber ögretmenin yapmasi gereken her ne varsa tamaminin bu 1080 saat içinde yapilmasi gerekiyor. Üstelik bu 1080 saatin tamaminin ayni verimlilikte kullanilabilecegini varsaymak hiç de gerçekçi olmayacaktir.

Ögrenci, veli ve ögretmenlerle görüsmeler veya seminer, toplanti ve etkinliklerle ilgili planlamada çok çesitli sebeplere bagli olarak pek çok ve sik sik aksamalar olur. Dahasi, rehberlik hizmetlerinin dogasi geregi, planlanmayan is ve görevler her an ortaya çikabilir ve normal okul sartlarinda sikça karsilasilan acil, önemli ve beklenmedik durumlar ciddi zaman almaktadir. Rehberlik hizmetleriyle ilgili en basit bir görüsme veya etkinligi bile planlamak, organize etmek, yürütmek ve rapor veya tutanak düzenleyerek kayda geçirmek rehber ögretmene düser ve sürecin her asamasi az ya da çok zaman alir.

Rehber ögretmenin yapacagi görüsme, seminer veya bilgilendirmeler, baslangiç ve bitis saatleri önceden belirlenmis, okuldaki tüm diger etkinliklere göre önceligi bütün paydaslarca kabul edilip geri kalan hemen her sey buna göre planlanmis derslere pek benzemez. Derslerin bu kesin önceligine ragmen, ortak sinavlar, deneme sinavlari, sosyal etkinlikler, acil toplantilar gibi kurumsal ve sevk, rapor ve izin gibi özel sebepler yüzünden bir ders yili boyunca kaç ders saatinin bosa gittigi düsünülürse, rehber ögretmenin bu 1080 saatin ne kadarini verimli bir sekilde kullanabilecegi konusunda daha gerçekçi bir tahminde bulunmak mümkün olabilir.

Kisisel gözlem ve tecrübelerime dayanarak bir tahminde bulunacak olsam, sözünü ettigimiz bu 1080 saatin en iyi sartlarda %70'inin verimli ve etkili bir biçimde kullanilabilecegini söylerdim. Bu da yaklasik olarak 750 saatlik bir süreye tekabül eder. Haftada 30 saat derse giren bir öğretmenin fiili çalışma süresinin, herhangi bir dersin bir dakikasını bile ziyan etmediğini varsaydığımızda, 720 saat olduğunu burada bir kez daha hatırlatmak isterim.

Eğer Milli Egitim Bakanligi, rehberlik hizmetlerini iyilestirmek istiyorsa, her bir rehber ögretmenden en fazla 750 saatlik is istemenin bir yolunu bulmak zorundadir. Aksi takdirde, rehber ögretmene yüklenen is ve görevlerin önemli bir kismi fiilen uygulanabilir olmadigi için kagit üzerinde kalmaya devam edecek, hatta yilginlik, aliskanlik veya ihmalkarlik sebebiyle fiilen uygulanabilir kabul ettigimiz 750 saatlik verimli çalisma süresinin önemli bir kismi da belki bu arada ziyan olup gidecektir.

Lisede görev yapan bir rehber ögretmenin, Üstesinden gelebileceginden çok daha fazla is ve görevi omuzladigi halde ayakta kalabilmeyi ve hatta zaman zaman yapacak pek bir isi yokmus gibi görünebilmeyi nasil basardigi sorusu, bizi rehberlik hizmetlerinin baska bir önemli meselesine daha yakindan bakmaya zorluyor. Rehber ögretmenlere yüklenen is ve görevler, bunlarin uygulanisi, takibi ve denetimi konusunda ciddi bosluklar bulunuyor. Bireysel görüsmeler basta olmak üzere, rehber ögretmenin yapmak zorunda oldugu hemen her iste ayni soru karsimiza çikiyor.

Bir rehber ögretmen, günde, haftada yahut yilda kaç ögrenciyle görüsürse bu görevi yerine getirmis sayilir, kaç veli ile görüsmek, kaç ev ziyareti yapmak, kaç seminer vermek, kaç toplantiya katilmak, kaç grup etkinligi yapmak, rehber ögretmenin bu hususta üzerine yüklenmis görevleri yerine getirdigi anlamina gelir? Rehber ögretmen kaç rapor, ya da bir raporda kaç kelime yazinca o gün o isin hakkini vermis olur? Rehber ögretmen, herhangi bir konuda idarecileri veya ögretmenleri bilgilendirmek için, bir ögrenci veya bir sorun hakkinda, ögretmen veya idarecilerle kaç saat kaç dakika konusunca isini yapmis, kaç saat kaç dakika konusunca aylaklik etmeye baslamis olur? Sorulari çogaltmak mümkün. Fakat birine cevap vermek meselenin anlasilmasi için yeterli olacagindan, sadece bireysel görüsmelere yakindan bakmakla yetinelim.

Rehberlik hizmetleri yil sonu raporunda bir yil boyunca yapilan bireysel görüsme sayisi mutlaka sorulur. Bu nedenle, rehber ögretmenler yaptiklari bireysel görüsmelerle ilgili kendi belirledikleri yol ve yöntemlerle kayit tutar, istatistik çikarir ve yil sonu raporlarinda genellikle yaklasik bir sayi bildirirler.

Mevcut durumda bir rehber ögretmen, ayaküstü bir sohbeti de, birkaç ders saatini asan bir veli ya da ögrenci görüsmesini de bu sayiya dahil edebilir ve toplanan veriden veya tutulan kayitlardan hareketle kimse bunu tartisamaz. Hatta bir rehber ögretmen, fiilen hiç gerçeklesmemis bir görüsme için evrak düzenlese, okulda veya egitim sistemimizin herhangi bir basamaginda, bu durumu tesadüfen bile tespit edebilecek bir mekanizma bulunmamaktadir.

Rehber ögretmenlerce yapilan bireysel görüsmeler hakkinda resmi hiçbir ölçü veya standart olmadigindan, bireysel görüsme olarak adlandirilan seyin sekli, süresi ve sikligi gibi temel hususlarin tümüyle rehber ögretmene birakildigi görülmektedir. Bireysel görüsmeler, rehberlik hizmetleriyle ilgili is yükünün çok önemli bir kismini teskil ettigi halde, hizmetle ilgili bu çok genis alanda çok temel bazi bosluk ve belirsizliklere müsade edilmis olmasi, hem uygulamada birtakim sorunlara kapi aralamakta, hem de diger paydaslarin hizmetleri yürütmekle yükümlü rehber ögretmenler hakkinda olumsuz degerlendirmelerde bulunabilmelerinin yolunu açmaktadir.

Ögrenci ve veliler aldirmasa ve okul idareleri gerekli özeni göstermese, brans ögretmenlerinin tamaminin derse giris ve çikis saatlerine harfiyen riayet etmeye yine de devam edeceklerini gönül rahatligiyla söyleyebilir miyiz? Durum böyle iken, çalismalari sadece yil sonu raporuyla ve o da kagit üzerinde degerlendirilen, herhangi bir haftanin herhangi bir gününü nasil kullandigi kimsenin ilgisini çekmeyen, idare ve ögretmenler tarafindan kendisine yönlendirilen veya kendi istegiyle servise basvuran veli ya da ögrencilerle görüstügü ve görev alaniyla ilgili bazi formaliteleri yerine getirdigi sürece kimsenin baska neler yaptigini merak etmedigi rehber ögretmenlerin, her gün ve her okulda ayni verimlilikte çalistiklarini düsünmek elbette gerçekçi olmayacaktir. Aynı şekilde, rehber ögretmenin kisisel özelliklerinden ve görev yaptigi kurumun ögrenci, veli, idareci ve ögretmenlerinden gelen talepler ve bunlarin rehberlik hizmetlerine iliskin tutum ve beklentilerinden baska bir ölçüsü bulunmayan is ve görevler hakkinda, herkesin kendi açisindan bakip kendi ölçüleriyle yargida bulundugu verimlilik tartismalari yapmanın da, ne taraftan bakilirsa bakilsin ciddi, akilci, faydali, iyi niyetli veya islevsel bir tesebbüs olmayacağı açıktır.

Rehberlik hizmetlerinin iyilestirilmesi isteniyorsa, verimliligin tartisilmasina ve daha da önemlisi degerlendirilmesine zemin olusturacak ölçü ve standartlarin mutlaka ve en kisa sürede belirlenmesi gerekmektedir. Etki ve yetki sahibi kimseler, bu meselelere ciddiyetle eğilip bahsettiğimiz sorunlar üzerinde düşünmeye başladıklarında, rehberlik hizmetlerini eğitim sistemiyle bütünleştirecek çözümler bulunabileceğinden eminim.

Yorumlar

Bu Ay En Çok Okunanlar

Damağası / Sağırdere / Körduman - Kemal Tahir

Hindistan'a Bir Geçit - Edward Morgan Forster

İSTİKLÂL ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY

Yıkılış - Graham Green

Zamanı Yönetmek - Hedefler ve Öncelikler

Ve Çanakkale Üçlemesi 1- Geldiler - Mustafa Necati Sepetçioğlu