Göl İnsanları - Kemal Tahir

Genelde pek hikaye okumam. Fakat Kemal Tahir gibi bir ustanın kaleminden çıkmış tek bir satır bile beni büyülü bir şekilde kendine çekiyor. Ustayı Devlet Ana ile tanıdım. Sonra, bulabildiğim tüm romanlarını bir solukta okudum. Göl İnsanları, Çoban Ali, Gelin Kadın Oyunu, Arabacı, Nam Uğruna, Kondurma Siyaseti, Bir Kodoşluk Hikayesi ve Ferman Hoca isimli 8 harika hikayeden oluşan bu kitap da öyle oldu.

Geçip gitmiş zamanların kayıp coğrafyasında peşinden sürüklendiğim kişiler ve olaylar öylesine tanıdık, o kadar bizdendi ki, hikayeleri okurken bugünün Türkiyesine dair insan manzaraları gözümün önünde canlanı canlanı verdi.

Göl İnsanları, omurgalı olmanın ve her şeye rağmen insan kalabilmenin hikayesi.

Çoban Ali, despotluğun, yozluğun, kadının çaresizliğinin ve erkeğin soysuzluğunun hikayesi.

Gelin Kadın Oyunu, alçaklıkta sınır tanımayan erkek cüretkarlığının, fırsatçılığın, değersizliğin, herhangi bir değere göre değil önündeki duruma göre hareket eden rezil insanların hikayesi.

Arabacı, ümidin, ümitsizliğin ve çürümeye yüz tutmuş toplumlardaki bireylere özgü tedirgin kayıtsızlığın hikayesi.

Nam Uğruna, tamahkarlığın, yüzsüzlüğün, çanak yalıyıcılığın, namussuzluğun ve dalkavukluğun hikayesi.

Kondurma Siyaseti, devlet ve toplum düzeninde kendini gösteren yozlaşmanın, çürümüşlüğün ve insan ruhunda yuvalanmış bilumum alçaklığın hikayesi.

Ferman Hoca, her şeyin çürüyüp yozlaştığı bir devirde dinin ne hale geldiğinin ve kimlerin eline kaldığının hikayesi.

Bu kitapta okuduğum her hikayede, yoksulluğun ve yozlaşmanın insanı ve toplumu içine düşürdüğü ibretlik halleri gördüm. Kemal Tahir'in, orta anadolunun köylerinde yoksulluk ve sefalet içinde yaşayan insanları anlattığı hikayelerde, müstehçenliğin köylümüzü küçük düşürecek denli abartılmış olduğu düşünülebilir. Fakat biz hiçbirimiz bu hikayelerin yazıldığı günleri görmüş, bu devrin insanlarıyla vakit geçirmiş değiliz. Üst üste gelen savaşları, devlet otoritesinin tümüyle ortadan kalktığı kaos yıllarını, peşinden gelen yoksulluğu ve yozlaşmayı düşününce, Kemal Tahir yapıtlarında karşılaştığım yaygın müstehçenliği pek de abartılı bulamıyorum. Zira, zamanın ve şartların zoruyla tüm değerlerini pragmatik olmaya feda etmiş Türk köylüsü, bizim romantik hayallerimiz başka türlü emretse de, namuslu kalamazdı.

Bugün toplum olarak, o yıllara kıyasla, göz kamaştırıcı bir refah seviyesine ulaşmış olduğumuz halde, dikkatle etrafa bakıp dürüst insanların gözümüze ilişmemesinden hala yakınıyorsak, 60-70 yıl önce milletçe nasıl bir cendereden geçtiğimizi hatırlamamızda fayda var.

Yorumlar

Bu Ay En Çok Okunanlar

Damağası / Sağırdere / Körduman - Kemal Tahir

Hindistan'a Bir Geçit - Edward Morgan Forster

İSTİKLÂL ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY

Yıkılış - Graham Green

Zamanı Yönetmek - Hedefler ve Öncelikler

Ve Çanakkale Üçlemesi 1- Geldiler - Mustafa Necati Sepetçioğlu