Rehberlik Kursu ve Alandışı Tartışmaları Üzerine Düşünceler
MEB Özel Öğretim ve Rehberlik Genel Müdürlüğü tarafından 22.01.2015 tarihinde 15520822/774.01/763619 sayı ile 81 il valiliğine gönderilen rehber öğretmen kursu konulu genelge ile özel okullarda ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışacak rehber öğretmen temininde güçlük çekildiğinin altı çiziliyor ve söz konusu kurumlarda rehber öğretmen olarak görevlendirilen felsefe grubu ve sosyoloji lisans mezunlarının bakanlıkça açılacak kurslara katılarak rehberlik alanında pdr mezunlarıyla aynı şartlarda atanabilmelerinin sağlanması isteniyor. Bu kurslardan yararlanacak iki bin civarında felsefe ve sosyoloji mezununun rehber öğretmen olarak atanması öngörülüyor. Bakanlığın her fırsatta alandışı atamalara yönelmesi, pdr mezunları arasında ciddi rahatsızlık yaratıyor.
PDR mezunlarının rehber öğretmen olarak okullarda yürütmek zorunda oldukları hizmetlere ilişkin yeterlilikleri sorgulanabilir ve verimliliğin sağlanması ve sürdürülmesi adına sorgulanmalıdır da. Rehber öğretmen niteliğinin artırılması, hizmet standartlarının geliştirilmesi ve rehberlik hizmetlerinin Milli Eğitim sistemine daha açık ve daha sıkı bir şekilde entegre edilmesi adına üniversitelerle işbirliği yapılmalı, rehber öğretmenlere ve rehberlik servislerine yönelik eğitim ve denetim faaliyetlerine ağırlık verilmeli, okullarda rehberlik hizmetlerinin iyileştirilmesi için projeler hazırlanmalı, bu anlamda olası her türlü tedbir düşünülmeli, ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Bu yönde atılacak her adım, herkesten önce ve en çok rehber öğretmenlerce desteklenecek, bu alanda yaşanacak en küçük bir olumlu gelişme alanda uygulayıcı pozisyonunda bulunan rehber öğretmenlerin mesleki doyum ve çalışma motivasyonu üzerinde büyük bir artı değer olarak karşılık bulacaktır. Yazık ki, rehber öğretmenlere üvey evlat muamelesi yapmayı alışkanlık haline getirdiğini üzülerek gözlediğimiz MEB, enerjisini rehber öğretmenlerin haklarını budamak, rehberlik alanını itibarsızlaştırmak, alan dışı atamalara yönelerek PDR mezunlarını irite edip rehber öğretmenleri her daim topukları üzerinde tutmaya çalışarak harcıyor. Sık sık gündeme getirilen alan dışı tartışmalarının üzülerek söylemeliyim ki bir kazananı yok, hiç olmadı, bundan sonra olacağı da yok. Buarada okullar kaybediyor, öğrenciler kaybediyor, ama bunu gören yahut aldıran da yok.
Öğrenciler ve veliler hizmet, okullar rehber öğretmen, rehber öğretmenlerse daha iyi çalışma koşulları bekleye dursun, MEB üst yönetiminin uzun vadeli stratejilerden yoksun kararları sayesinde rehberlik alanını itibarsızlaştırmaya yönelik girişimler ardı arkası kesilmeksizin devam ediyor. Rehberlik hizmetlerine ilişkin süregelen bu ciddiyetsizlik zincirinin son halkası olarak, felsefe ve sosyoloji lisans mezunlarına rehber öğretmen olmanın yolunu açan rehberlik kursları, okullarda görev yapan rehber öğretmenlerin uzmanlığına ve yeterliliğine ne denli güvenildiğini ve Milli Eğitim'in karar mekanizmalarında rehberlik hizmetlerine hangi gözle bakıldığını bir kez daha göstermesi bakımından son derece önemli. Rehberlik söz konusu olunca, alan dışı atamalar konusu hiçbir zaman gündemden düşmedi, bu gidişle düşeceği de yok.
İŞKUR'un çağrı merkezi operatörlüğü, hastabakıcılık, bilgisayar işletmenliği, bilgisayarlı muhasebe, çocuk gelişimi, web tasarımı, büro yönetimi ve sekreterlik ve sigortacılık gibi alanlarda meslek edindirme kursları açtığını biliyoruz. Şimdi rehberlik kurslarıyla MEB, psikolojik danışma ve rehberlik alanını da bu gruba dahil etmiş oluyor. Şimdi elimizi vicdanımıza, şapkamızı da önümüze koyup düşünelim. Rehber öğretmen olmak için PDR lisans programını bitiren bir öğrencinin bu alana dört yılını yatırması gerekiyor. Bu öğrenci PDR okumak yerine, yukarıda sıraladığımız kurslardan her birine 4 ayını ayırsa, PDR lisans programını bitirmek için gerekli olan 4 yıllık sürede kursla edinilen 10-12 mesleği hakkıyla yapabilecek yeterliliği kazanmış olur. Bugün rehberlik kursu açanların PDR alanına hangi gözle baktığını anlamak için, hangi mesleklerin kursla, hangi mesleklerin yükseköğretim programlarıyla kazanıldığını bilmek yeter de artar bile.
Felsefe ve Sosyoloji bölümü mezunlarının rehber öğretmen olarak atanmaları hakkındaki tartışmalar bugün başlamadı ve yakın bir gelecekte de sona erecekmiş gibi görünmüyor. Kısaca değinmek gerekirse, bazıları, felsefe ve sosyoloji lisans programlarında PDR bölümlerinde de öğretilen kimi ortak derslerin yer almasının, bu bölümlerden mezun olanların da rehber öğretmen olarak atanabilmeleri için yeterli olduğunu düşünüyor. Bu bölümlerde verilen derslerin yüzde kaçının ortak veya benzer olduğunu, bu ortak derslere dayanarak PDR mezunlarına neden Sosyolog, Sosyoloji mezunlarına neden Psikolojik Danışman ünvanı verilmediğini, Sosyoloji ve PDR alanları arasında var olduğu kabul edilen benzerliğin daha da fazlasının başka hangi bölümler arasında kurulabileceğini, bu anlamda mesela doktor açığını kapatmak için hemşirelik veya veterinerlik mezunlarına yönelik kurs açılmasının akıllıca olup olmayacağını kimse sormuyor. Durum böyle olunca, rehber öğretmenler de bu ülkede bize neden üvey evlat muamelesi yapılıyor diye sormaktan kendini alamıyor.
Bu meseleyle ilgilenen sağduyu sahibi her vatandaşa öneriyoruz. ÖSYM'nin yayınladığı 2014 yılı taban puanlarını gösteren tabloları inceleyin. Güzide birkaç üniversiteyi bir kenara koyarsak, PDR okumak isteyen lise mezunlarının Sosyoloji okumayı düşünenlere kıyasla en az 40-50 puan daha fazla almaları gerektiğini göreceksiniz. İkinci öğretimleri ve hatta açıköğretim programlarını da hesaba kattığınızda bu makas daha da açılıyor. Birbirinden böylesine farklı bu iki bölümün mezunlarına aynı muameleyi reva görüp bunun da yeterince adil olduğunu düşünüyorsanız, bu meseleyi de geçelim bir kalemde.
Aslına bakarsanız, bugüne kadar PDR alanını itibarsızlaştırmanın ötesinde bir netice üretmeyen alan dışı atamaları haklı göstermeye çalışanların masum olmaya en yakın argümanı Felsefe ve Sosyoloji mezunlarına iş imkânı oluşturma kaygısı. Üniversite mezunu işsizlere iş bulmak için üniversitelerin işlevselliğini ortadan kaldıran uygulamalara yönelmek, PDR mezunlarının hakkı olan bir mesleği başka başka lisans programlarının mezunlarına iliştirmek, yapıştırmak, yamamak ne kadar masum olabilirse o kadar masum bir argüman işte. Sosyoloji mezunlarına iş bulunamıyorsa, akılcı ve sağduyulu bir idarenin alacağı ilk tedbir lisans programlarına alınan öğrenci sayılarının azaltılması, açıköğretim ve ikinci öğretim programlarının kapatılması olmalıdır, öyle değil mi?
Onbinlerce mezun iş arar, ÖSYM her yıl yerlerde sürünen puanlarla onbinlerce öğrenciyi üniversitelere doldurmaya devam ederken, 2000 lisans mezununun kursa alınıp rehber öğretmen olarak atanması hangi yaraya ilaç olacak, kimin yüzünü güldürecek sorusu da üzerinde bir an durup azıcık düşünmeyi hak ediyor kanaatindeyim. Aldıkları eğitime, uzmanlıklarına, yeterliliklerine, mesleki birikimlerine gösterilmeyen saygıdan olumlu etkilenip işine daha büyük bir heyecanla sarılmayacağını varsayabileceğimiz rehber öğretmenler de cabası. Bana öyle geliyor ki, bu işte atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyor, değmeyecek.
PDR alanının akademisyenlerine, bizleri yetiştiren hocalarımıza da iki çift laf etmeden geçemeyeceğim. PDR öğrencilerini siz yetiştiriyorsunuz, bu rehberlik kurslarını da sizler vereceksiniz. Bu meselede tam da olması gerektiği gibi öğrencilerinin yanında duran kıymetli akademisyenlerimizi tenzih ederek sormak istiyorum. Bilmem kaç saatlik bir kursla bu iş oluyorduysa dört yıl bizi niye uğraştırdınız? Üstelik o kurslarda bize öğretmediğiniz neleri öğretmeyi vadettiniz ki, rehberlik hizmetlerini iyileştirmekten başka bir gayesi olmayan yöneticilerimiz alan mezunları yerine bu kurslara katılacak felsefe ya da sosyoloji mezunlarının rehber öğretmen olmalarını tercih ediyorlar? Doğru olan rehber öğretmenlerin PDR bölümlerinde yetiştirilmesiyse bu kurslar ne anlama geliyor? Yok eğer rehber öğretmenler bu kurslarla yetiştirilecekse PDR bölümlerinin büyük bir kısmının kapatılması ve siz değerli akademisyenlerin de felsefe ve sosyoloji bölümlerinde kendinize yer bulmaya çalışmanız gerekmez mi? Üniversitelerdeki varlığınızı PDR öğrencilerine borçlusunuz. Şimdi siz borcunuzu, öğrencilerinizin hakkı olan kadroları başkalarının doldurmasına yardım ederek mi ödeyeceksiniz? Başka sorular da var sorulacak, ama daha ötesine benim dilim varmıyor. PDR alanını korumak gerektiğinde, herkes birşeyler yaparken, değerli hocalarım, siz neden yoksunuz?
Yorumlar
Yorum Gönder