Küçük Şeyler: Görkemli Büyüğün Sıradan Parçaları

Bir armağan düşünün. Hem çok değerli olsun, hem de bir başkasının size asla sunamayacağı bir şey olsun. Ancak kendi çabanızla ve ancak kendiniz için üretebileceğiniz çok özel bir armağan. Aklınızdan neler geçti bilmem. Gelin, biz ona şimdilik “mutluluğun kaynağı” diyelim.
Her an her birimizin sahip olmayı düşlediği, hayatı yaşamaya değer kılan sihirli bir mutluluk kaynağının varlığından ve bu kaynağa ulaşmanın ne denli kolay olduğundan bahsetsem, bu kaynağı çoktan keşfetmiş olan bazılarımızın doyasıya tadını çıkarmakta olduğunu söylesem ve aslında henüz bu mutluluk kaynağından ne şekilde faydalanabileceğini fark edememiş olanlar için de ortada bir engel filan olmadığını ilave etsem acaba ne düşünürsünüz?
Gizemli bir öğretiden yahut gizli bir formülden bahsettiğimi düşünmüş olanlar için peşinen söylemiş olayım ki, burada soyut fantazilerden değil, bilakis hayatın yalın gerçeklerinden bahsediyorum. Bir zafer duygusu olarak başarının ve onun günlük yaşamda bizi ayakta tutan en sağlam dayanaklardan biri olarak gördüğüm mutluluğa ve yaşam doyumuna olan mucizevi etkisinin altını çizmeye çalışıyorum. Böylelikle, yukarıda sözünü ettiğim armağanın da başarı olduğunu söylemiş oluyorum.

Başarı dediğimiz şey aslında nedir?

Bir kitabı bitirmek, bir ödevi tamamlamak, bir maçı kazanmak, bir insana yardım etmek, bir hayvanı doyurmak, bir matematik formülünü öğrenmek, bir şiiri yorumlamak, bizi mutlu edecek, hayatımıza anlam katacak herhangi bir şey yapmak... İşte başarı budur. Başarıyı anlamlı kılan değer onun büyüklüğünde değil, hayat mücadelesinde bir sonraki adımı atmak için ihtiyacımız olan gücü bize verip verememesinde aranmalıdır.
Bir yönüyle başarı yağmur damlalarına benzer. En büyüğüyle en küçüğü arasındaki fark da iri bir yağmur tanesiyle küçük bir damlacık arasındaki kadardır. Bir yağmurun büyüklüğünün gerçek ölçüsü ise, bulutların toprağa bıraktığı damlacıkların muazzam sayısında gizlidir. Bir çiçekle bahar gelmediği gibi, bir haftada doktor olan, bir kitapla ilmin doruklarına yükselen de yoktur. Harika bir fırça darbesiyle ressam, birkaç notayı yanyana getirmekle besteci, bir-iki güzel sözle şair olunmaz. Olsa olsa bu uğurda bir adım atılmış olur ki, bu da kendimiz için hayal ettiğimiz büyük sağnakların ilk damlalarını biriktirmeye başladığımız anlamına gelir.

Büyük resme bakarken ayrıntıları kaçırıyor olabilir miyiz?

Toprağı suya kandıran, barajları dolduran yağmurları düşünelim. Sereserpe bir sağnağın yeryüzüne savurduğu milyonlarca damlanın birleşip adeta bir su bombası halinde bir seferde düştüğünü hayal edebiliyor musunuz? Böyle olsa, muhakkak ki yağmurlar bizim için rahmet olmaktan çıkar, varlığımızı tehdit eden ölümcül bir tehlike haline gelirdi. Bugün büyük başarılar olarak gözümüzde büyüttüğümüz ne varsa, bilmeliyiz ki, pek küçük ve fakat süreklilik arz eden sayısız başarının toplamından başka bir şey değildir.
Ne var ki, büyük zaferlerin göz kamaştıran ışıltısı, çoğu zaman o zaferi meydana getiren sayısız damlaları görmemize engel olur. Böylece biz, önümüzdeki mucizenin erişilmez büyüklüğü karşısında hayranlık ve kıskançlıkla bakakalır, gerçekte onu elde etmenin ne denli kolay ve önümüzde bir mucize gibi yükselen başarının aslında ne kadar sıradan olduğunu görmeyiz, göremeyiz.

Başarılı olmak zeki olmak mı demektir?

Okulda ve iş hayatında etrafımızda bizden daha zeki insanlar olabilir. Bu, onların bizden daha başarılı oldukları veya olacakları anlamına gelmez. Sizden daha başarılı birini gördüğünüzde muhtemelen onun sizden daha zeki olduğunu düşünüyorsanız, bu önyargınızdan kurtulun. Çünkü başarıya götüren yolda atılması gereken adımları atmayan çok zeki insanlar da başarısız olmaya diğerleri kadar mahkûmdur.

Yürüdüğün yol ne kadar uzunsa sonunda bekleyen zafer o kadar büyüktür

Başarıya götüren yol, her şeyden önce uzun bir yoldur. Uzun da olmalıdır zaten. Zira, bu yolun sonunda, görkemli bir sağnak halinde büyük zaferimizi ilan ederken, yol boyunca biriktireceğimiz zafer damlacıklarının her birine ve daha da fazlasına ihtiyacımız olacak. Başka bir deyişle, büyük zaferimizin küçük parçalarını bu yolda toplayıp biriktireceğiz.

Aşılan her engel büyük zaferin kazanılmış bir parçası olarak görülmeli

Bu yolun bir diğer özelliği de kıvrımlar ve engebelerle dolu olmasıdır diyebiliriz. Büyük bir hedefe yönelen hiç bir yol dosdoğru hedefin kalbine yönelemez. Çok büyük engeller, sarp uçurumlar, aşılmaz dağlar yükselir, geçilmez ırmaklar uzanır başarıya giden yolda. Dönmek, dolaşmak, engeller arasından yeni yollar bulup geçmek gerekir. Hiç kolay değildir. Böyle bakınca durumun hiç de cesaret verici olmadığının farkındayım. İşte küçük zaferler, görkemli büyüğün sıradan parçaları burada devreye giriyor. Bir çukurun etrafından dolaşmak, yıkılmış bir ağacın üzerinden atlamak, bir kayaya tırmanmak, dikenli bir çalılığı zar zor aralayıp geçmek, Bütün bunları yaparken daima o büyük hedefe yönelmek... İşte bu, küçük adımlarla büyük mesafeleri aşmaktır.

Başarmak için azimli olmak lazımdır

Bu yolda yürürken azimli olmak, yılmamak, vazgeçmemek gerekir. Az bir çabayla aşabileceğiniz küçük engeller, daha fazla çaba gerektiren daha büyük engeller ve bazen ne yaparsanız yapın aşamayacağınız, etrafından dolaşmak için yeni bir yol bulmak zorunda kalacağınız büyük engeller daima önünüze çıkacak, isteseniz de istemeseniz de sizi bir karar vermek zorunda bırakacaktır. Öyle ki, yeterinci azimli değilseniz, başarıya ve büyük hedefinize ulaşmanız başka herhangi bir şekilde mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla azim ve kararlılık, başarının olmazsa olmaz önkoşuludur.

Zafere inanmıyorsan... Unut gitsin!

Diğer taraftan, azimli olmak belli bir oranda adanmışlık, güçlü bir motivasyon ve bir amaca sahip olma gibi bazı kişisel özellikleri zorunlu kılar ki, bunların yokluğunda kişinin samimi bir mücadele ortaya koyabilmesi pek olası değildir. Belli bir amaca yönelik güçlü bir motivasyonla birlikte ortaya çıkan ve amaca ulaşmak için mücadele etmeyi de içeren adanmışlık duygusunu inanç olarak tanımlarsak, başarının olmazsa olmaz unsurlarından bir diğerinin de inanmak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Mutluluk dediğimiz, başarı duygusu olabilir mi?

Buraya kadar bahsettiklerimizi kısaca özetlemeye çalışalım. Başarı duygusuyla mutluluk arasında çok yakın ve doğrudan bir ilişki olduğu; Toplumsal hayatta, okulda, iş ve aşk hayatında duyulan mutluluğun pek küçük ve önemsizmiş gibi görünen başarılardan kaynaklandığı, dikkat edilirse hemen fark edilebilecek bir gerçektir. Bugün bizim başarı olarak tanımladığımız şey aslında tek başına ve göründüğü şekliyle tek ve büyük bir zafer yahut kazanım değil, bilakis zamanla biraraya gelmiş küçük ve çok sayıda başarı veya kazanımın bir toplamından ibarettir. Böyle bakınca, en büyük başarılarda bile mucizevi bir yön aramak anlamsız bir hale gelmektedir. Mutlaka bir mucizeden söz edilecekse, bu, istisnasız her bireyi başarıya götürebilecek azmin ve inancın muazzam gücü olabilir.

Küçük şeyler arasında seçim yaparken nihayi hedefi ısgalamayın

Hayat bir mücadeledir, doğumla ölüm arasında zamana karşı bir yarıştır. Karşımıza çıkan her engel, her güçlük, her sıkıntı, karşı karşıya kaldığımız her çatışma ve her çıkmaz bizi bir tercih yapmaya zorlar. Ve yaptığımız her seçim bir başarı veya başarısızlık üretir. Nihayi başarı yahut büyük zafer ise günlük hayatın akışı içerisinde birbiriyle hiç ilgisi yokmuş gibi görünen seçimlerimizin ürettiği veya üretemediği başarıların toplamından başka bir şey değildir. Saygın bir kişi, ünlü bir sporcu, tanınmış bir sanatçı, başarılı bir doktor, zengin bir işadamı… Hedefiniz ne olursa olsun, seçimleriniz hedefinize göre olmalıdır. Ders çalışmakla sosyal medya sitelerinde vakit geçirmek arasında bir seçim yaptığınızda, bu seçiminizle zamana karşı bu yarışta sizi öne geçirecek yahut geriye düşürecek bir sonucun inşaatına bir tuğla daha koyduğunuzu aklınızdan çıkarmayın.

Bir hedef belirleyin, inanın ve azimli olun. Yıllarca biriktireceğiniz damlaların nihayi zaferinizi ilan eden yağmurunda ıslanırken Her şeye değdiğini göreceksiniz. O gün, başardıklarınıza bakıp başta aileniz ve sevdikleriniz olmak üzere insanlar sizinle gurur duyacaklar. Daha da önemlisi, siz kendinizle gurur duyacaksınız.

Yorumlar

Bu Ay En Çok Okunanlar

Damağası / Sağırdere / Körduman - Kemal Tahir

Hindistan'a Bir Geçit - Edward Morgan Forster

İSTİKLÂL ŞAİRİMİZ MEHMET AKİF ERSOY

Yıkılış - Graham Green

Zamanı Yönetmek - Hedefler ve Öncelikler

Ve Çanakkale Üçlemesi 1- Geldiler - Mustafa Necati Sepetçioğlu