Rüzgar Gibi Geçti - Margaret Mitchell
Bu romanda aşkın, gururun ve savaşın hikayesini okuyacaksınız. Amerikalı yazar Margaret Mitchell'in dünyaca ünlü tarihi aşk romanı Rüzgar Gibi Geçti, ünlü Kuzey-Güney savaşının korkunç ayrıntıları eşliğinde, savrulan hayatların ve talihsiz bir aşkın hikayesini anlatıyor.
Köleliğin ve aristokrasinin hüküm sürdüğü Güney'le özgür kapitalizmin hakim olduğu Kuzey arasında ipler gerilmekte, zengin ve mutlu insanların yaşadığı çiftliklerde yaklaşan savaşın ayak sesleri belli belirsiz duyulmaktadır. Kendi küçük dünyalarında zamanı çoktan geçip gitmiş ihtişamlı bir hayatın sefasını süren çiftlik sahipleri gündelik yaşamın telaşını yaşaya dursun, babasının gözdesi olan Güzel Scarlett kaderinin bir şekilde bağlı bulunduğu Rhett Buttler ile tanışır. Oysa Genç ve hırslı Scarlett'in gözü, onun yerine kuzeni Melanie ile evlenen Ashley'den başkasını görecek durumda değildir. Kaybedilmiş olan Ashley, Scarlett'in genç ve tutkulu yüreğinde , sonunda onu acı bir pişmanlığın beklediği maceralara sürükleyen bir saplantı haline gelir.
Derken savaş gelir ve erkekler gider. Savaş uzar... Acılar yeterince büyüdüğünde savaş da sona erer. Erkeklerin bir kısmı döner, ama yanlarında götürdükleri umutlar uzak ve soğuk savaş meydanlarında kalmıştır. Güney yenilmiştir. Hayır, hayır... Buna yenilmek denmez. Güney yok olmuştur.
Savaş sırasında ve sonrasında Scarlett O'hara ve Rhett Buttler'in yolları defalarca kesişir. Rhett Scarlett'e, Scarlett Ashley'e aşıktır. Ama Scarlett, Rhett Buttler'in ilgi ve ihtimamından da vazgeçememektedir. Bir de sonsuzmuş gibi görünen zenginliğinden elbette.
Rhett Buttler, Scarlett O'hara'ya aşıktır ve onu iyi tanıdığını düşünmektedir. Ona yeterince zaman ve emek verirse, kalbini kazanabileceğini ummaktadır. Ve ona verebileceği her şeyi verir. Yine de bu talihsiz adamın iyimser dileği, çok geç olmadan önce gerçekleşmeyecektir.
Kahramanlarımızın, savaşın ve savaş sonrası belirsizliklerin içinde hızla sürüklenen yaşamı, bir yanı sabır ve bekleyiş bir yanı fırsatçılık ve istismar olan tuhaf bir evliliğin yeminleriyle birleşir. Bir de kızları olur. Scarlett'in kendisinden esirgediği mutluluğu ona cömertçe bağışlayan bu küçük kız, Rhett Buttler'in yaşamındaki biricik ışık ve tek mutluluk kaynağıdır artık.
Talihsiz bir kaza kılığında gelen ölüm Rhett Buttler'in yaşamını aydınlatan o güneşi soldurduğunda, onu bu karanlığa mahkûm eden aşk da sessizce parçalanır. Rhett Buttler'in yüreğinde paramparça olan aşkın kıymıklarının Scarlett'in kalbini acıtmaya başlaması için, tüm kadınlar arasında en çok kıskandığı kişi, Ashley'in karısı ve onun en yakın arkadaşı Melanie'nin de ölmesi gerekecek; Bundan sonra söylenecek ve yapılacak hiç bir şeyin sonucu değiştiremeyeceğinin anlaşılması fazla uzun sürmeyecektir.
.....................
O beni hep sevdi bunca yıldır ve ben ona karşı ne kadar sert ve kaba davrandım. Tekrar tekrar onun kalbini kırdım, ama o bunu göstermeyecek kadar mağrurdu. Nihayet Bonnie öldüğü zaman da... ah, bunu nasıl yapabildim?"
.....................
halâ bir şeyi istediğini söylemekle, o şeyi elde etmenin aynı şey olduğunu sanan bir çocuk gibi, inatla:
"Ama," dedi, "Ama ben seni seviyorum."
"Bu senin için büyük bir talihsizlik."
.....................
kırkbeş yaşına geldiğin zaman belki ne demek istediğimi anlayacaksın ve kibar tavırların, bilgiç kimselerin ve ucuz duyguların taklidini yapmaktan bıkmış olacaksın. Ama yine de emin değilim bundan. Bana kalırsa, pırıltı seni daima altının kendisinden çok çekecektir.
.....................
ben hiçbir zaman kırık bir şeyin parçalarını toplayıp yapıştıracak ve onun eskisi kadar güzel ve kusursuz olduğuna kendimi inandıracak kadar sabırlı bir adam olmadım. Kırılan bir şey kırılmıştır. Onu yapıştırıp bütün hayatım boyunca çatlak yerlerini göreceğime, sağlamken olduğu gibi anmayı tercih ederim.
.....................
Sevdiği erkeklerin ikisini de anlayamamış ve ikisini de kaybetmişti. Şimdi biliyordu ki eğer Ashley'i anlamış olsa, onu asla sevmez, Rhett'i anlamış olsa, onu asla kaybetmezdi.
Margaret Mitchell - Rüzgar Gibi Geçti
Orijinal adı: Gone with the Wind (1936, ABD)
Ülkemizde kitabın ilk baskısı 1995'te yapıldı.
Romanın yayınlanmasından 3 yıl sonra 1939'da aynı adla sinemaya uyarlandı. Çok geniş izleyici kitlelerine ulaştı ve 9 dalda Oscar ödülü kazandı. Film ülkemizde 1953'te gösterime girdi ve Türk sinema tarihinin en çok izlenen filmleri arasına girmeyi başardı. (Kaynak: Vikipedia)
Köleliğin ve aristokrasinin hüküm sürdüğü Güney'le özgür kapitalizmin hakim olduğu Kuzey arasında ipler gerilmekte, zengin ve mutlu insanların yaşadığı çiftliklerde yaklaşan savaşın ayak sesleri belli belirsiz duyulmaktadır. Kendi küçük dünyalarında zamanı çoktan geçip gitmiş ihtişamlı bir hayatın sefasını süren çiftlik sahipleri gündelik yaşamın telaşını yaşaya dursun, babasının gözdesi olan Güzel Scarlett kaderinin bir şekilde bağlı bulunduğu Rhett Buttler ile tanışır. Oysa Genç ve hırslı Scarlett'in gözü, onun yerine kuzeni Melanie ile evlenen Ashley'den başkasını görecek durumda değildir. Kaybedilmiş olan Ashley, Scarlett'in genç ve tutkulu yüreğinde , sonunda onu acı bir pişmanlığın beklediği maceralara sürükleyen bir saplantı haline gelir.
Derken savaş gelir ve erkekler gider. Savaş uzar... Acılar yeterince büyüdüğünde savaş da sona erer. Erkeklerin bir kısmı döner, ama yanlarında götürdükleri umutlar uzak ve soğuk savaş meydanlarında kalmıştır. Güney yenilmiştir. Hayır, hayır... Buna yenilmek denmez. Güney yok olmuştur.
Savaş sırasında ve sonrasında Scarlett O'hara ve Rhett Buttler'in yolları defalarca kesişir. Rhett Scarlett'e, Scarlett Ashley'e aşıktır. Ama Scarlett, Rhett Buttler'in ilgi ve ihtimamından da vazgeçememektedir. Bir de sonsuzmuş gibi görünen zenginliğinden elbette.
Rhett Buttler, Scarlett O'hara'ya aşıktır ve onu iyi tanıdığını düşünmektedir. Ona yeterince zaman ve emek verirse, kalbini kazanabileceğini ummaktadır. Ve ona verebileceği her şeyi verir. Yine de bu talihsiz adamın iyimser dileği, çok geç olmadan önce gerçekleşmeyecektir.
Kahramanlarımızın, savaşın ve savaş sonrası belirsizliklerin içinde hızla sürüklenen yaşamı, bir yanı sabır ve bekleyiş bir yanı fırsatçılık ve istismar olan tuhaf bir evliliğin yeminleriyle birleşir. Bir de kızları olur. Scarlett'in kendisinden esirgediği mutluluğu ona cömertçe bağışlayan bu küçük kız, Rhett Buttler'in yaşamındaki biricik ışık ve tek mutluluk kaynağıdır artık.
Talihsiz bir kaza kılığında gelen ölüm Rhett Buttler'in yaşamını aydınlatan o güneşi soldurduğunda, onu bu karanlığa mahkûm eden aşk da sessizce parçalanır. Rhett Buttler'in yüreğinde paramparça olan aşkın kıymıklarının Scarlett'in kalbini acıtmaya başlaması için, tüm kadınlar arasında en çok kıskandığı kişi, Ashley'in karısı ve onun en yakın arkadaşı Melanie'nin de ölmesi gerekecek; Bundan sonra söylenecek ve yapılacak hiç bir şeyin sonucu değiştiremeyeceğinin anlaşılması fazla uzun sürmeyecektir.
Kitaptan Birkaç Alıntı
Mr. Rhett çocuğunu kucaklamış sımsıkı tutuyor, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve çakıltaşlarının paramparça ettiği yüzünü yıkamama bile izin vermiyordu. İçerde Miss Scarlett baygınlıklar geçiriyordu. Kapının önüne komşular birikmişti. Ne yapacağımı şaşırmıştım. Miss Scarlett kendine geldiği zaman Tanrı'ya şükrettim ve artık birbirlerini teselli edebilirler, dedim. Ama o kendine gelir gelmez ne yaptı biliyor musunuz? Mr. Rhett'in kucağında oturmakta olduğu odaya girdi ve ona, "Öldürdüğün çocuğumu ver bana!" diye bağırdı." "Ah hayır! Böyle bir şey olamaz!" "Evet efendim. Tam böyle dedi. "Onu sen öldürdün" diye bağırdı. Mr. Rhet'e öyle acıdım ki, dayanamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım......................
O beni hep sevdi bunca yıldır ve ben ona karşı ne kadar sert ve kaba davrandım. Tekrar tekrar onun kalbini kırdım, ama o bunu göstermeyecek kadar mağrurdu. Nihayet Bonnie öldüğü zaman da... ah, bunu nasıl yapabildim?"
.....................
halâ bir şeyi istediğini söylemekle, o şeyi elde etmenin aynı şey olduğunu sanan bir çocuk gibi, inatla:
"Ama," dedi, "Ama ben seni seviyorum."
"Bu senin için büyük bir talihsizlik."
.....................
kırkbeş yaşına geldiğin zaman belki ne demek istediğimi anlayacaksın ve kibar tavırların, bilgiç kimselerin ve ucuz duyguların taklidini yapmaktan bıkmış olacaksın. Ama yine de emin değilim bundan. Bana kalırsa, pırıltı seni daima altının kendisinden çok çekecektir.
.....................
ben hiçbir zaman kırık bir şeyin parçalarını toplayıp yapıştıracak ve onun eskisi kadar güzel ve kusursuz olduğuna kendimi inandıracak kadar sabırlı bir adam olmadım. Kırılan bir şey kırılmıştır. Onu yapıştırıp bütün hayatım boyunca çatlak yerlerini göreceğime, sağlamken olduğu gibi anmayı tercih ederim.
.....................
Sevdiği erkeklerin ikisini de anlayamamış ve ikisini de kaybetmişti. Şimdi biliyordu ki eğer Ashley'i anlamış olsa, onu asla sevmez, Rhett'i anlamış olsa, onu asla kaybetmezdi.
Margaret Mitchell - Rüzgar Gibi Geçti
Orijinal adı: Gone with the Wind (1936, ABD)
Ülkemizde kitabın ilk baskısı 1995'te yapıldı.
Romanın yayınlanmasından 3 yıl sonra 1939'da aynı adla sinemaya uyarlandı. Çok geniş izleyici kitlelerine ulaştı ve 9 dalda Oscar ödülü kazandı. Film ülkemizde 1953'te gösterime girdi ve Türk sinema tarihinin en çok izlenen filmleri arasına girmeyi başardı. (Kaynak: Vikipedia)
Yorumlar
Yorum Gönder