Şu Çılgın Türkler'in Yazarından Bir Başka Çılgınlığın Hikayesi: Kıbrıs!
16. Yüzyılın ikinci yarısında genel olarak Türk hakimiyetine girmiş olan Akdeniz'de, Hristiyanların elinde bulunan bir-iki mühim ada Osmanlı imparatorluğunun hâlâ başını ağrıtıyordu. Malta uzaktı ve henüz zamanı gelmemişti ama, ana karaya çok yakın bir ada ve Venedik hakimiyetinde tehlikeli bir korsan yuvası haline gelmiş olan Kıbrıs, Osmanlı'nın böğrüne saplanmış bir hançerdi. O hançeri kırmak ve Venedik'in Osmanlı'ya uzanan kolunu kesmek için düğmeye basıldı.
Devrin en güçlü askeri gücü olan Osmanlı'nın zafer dokuyan çarkları Kıbrıs için dönmeye başladığında, takvimler 1570 yılını gösteriyordu. 1571 yılında çetin mücadeleler ve kanlı çarpışmalar neticesinde, adadaki bütün burçlar Türk sancaklarıyla şereflendiğinde, toprağa düşen 50 bin şehidin kanıyla Kıbrıs bir Türk yurdu olmayı fazlasıyla hak etmişti.
Kıbrıs'ta Türk hakimiyeti yaklaşık 300 yıl sürdü. 300 Yıl boyunca adadaki Türkler ve rumlar barış ve refah içerisinde yaşadılar. 300 Yıl süren bu barış ve bolluk döneminin faturasının önce İngilizlerin ve sonra Rumların getireceği acılarla ödeneceği kimin aklına gelirdi.
Tarihimizde 93 harbi olarak da anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında ağır bir yenilgiye uğrayan Osmanlı devleti, Çarlık Rusya'sını boğazlardan uzak tutmak isteyen İngiltere ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Pratikte hiçbir getirisi olmayacak bu işbirliğinin bedeli, İngiliz donanması için Osmanlı topraklarına yakın bir üs sağlamak bahanesiyle geçici olarak ingilizlere bırakılan Kıbrıs olacaktı. İngilizlerin geçici olarak yerleştikleri Kıbrıs, birinci dünya savaşında Osmanlı devletine savaş ilan edildiğinde resmen İngiltere'ye ilhak edilecek, 50 bin şehit verilerek alınan Kıbrıs tek bir kurşun atılamadan kaybedilmiş olacaktı. Yani Kıbrıs türklerinin çilesi ta 1978'te başlamıştı.
Girit gibi, Kıbrıs'ı da Yunanistan'a bağlamak hayaliyle harekete geçen Kıbrıslı rumlar, önce İngiliz idaresiyle çatışmaya, terör eylemleri gerçekleştirmeye başladılar. Bunu Türklere karşı girişilen saldırılar ve terör faliyetleri takip etti. Nihayet Kıbrıs, İngiltere için bir an önce kurtulmak istediği gerçek bir karın ağrısı haline geldi. İdare ettikleri onca sömürge ülkesinde müslümanları görmezden gelmeye alışık olduklarından, Kıbrıslı Türkleri de yok saydılar. Türkleri Rum ve Yunan saldırılarından korumak için hiç bir şey yapmadıkları gibi, Türklerin kendilerini korumalarına da engel oldular.
1960'ta İngiltere ile birlikte Türkiye ve Yunanistan'ı garantör olarak tanıyan ve iki toplumun haklarını koruma esasına göre hazırlanan bir anlaşma imzalanıp Kıbrıs cumhuriyeti ilan edildi. Ancak sözünü tutma erdeminden nasiplenmemiş rumlar için altına imza koydukları anlaşmaların da bir değeri olmadığının anlaşılması fazla sürmeyecek, Rumlar ne bu anlaşmanın, ne de Kıbrıs cumhuriyeti anayasasının koşullarını ciddiye almayarak, Türklere karşı saldırgan ve mütacaviz tavır ve hareketlerine devam edeceklerdi.
Kıbrıs türkü; bütün dünyanın gözü önünde büyük acılara ve işkencelere maruz kaldıktan, bitmek tükenmek bilmeyen rum saldırılarıyla kendini gösteren nice ateş çemberlerinden geçip aç ve susuz bırakıldıktan, katledildikten, toplu mezarlara gömülüp her türlü hakaret ve tecavüzlere uğradıktan sonra, 1974'te Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük hakkına dayanarak, ve başta en yakın müttefiki amerika olmak üzere bütün dünyayı karşısına alarak gerçekleştireceği "barış harekâtı ile yeniden kurtuluşa erebilecektir.
Kurtuluş savaşını anlattığı "Şu Çılgın Türkler" adlı kitabıyla geniş okur kitlelerine ulaşan ve büyük beğeni toplayan Turgut Özakman, "Kıbrıs" adlı kitabında bize, Kıbrıs meselesinin tarihini, Kıbrıs için çekilen acıları, Kıbrıs Türkünün ve topyekün Türk milletinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kurabilmek için ödediği bedelleri anlatıyor. İyi okumalar.
Devrin en güçlü askeri gücü olan Osmanlı'nın zafer dokuyan çarkları Kıbrıs için dönmeye başladığında, takvimler 1570 yılını gösteriyordu. 1571 yılında çetin mücadeleler ve kanlı çarpışmalar neticesinde, adadaki bütün burçlar Türk sancaklarıyla şereflendiğinde, toprağa düşen 50 bin şehidin kanıyla Kıbrıs bir Türk yurdu olmayı fazlasıyla hak etmişti.
Kıbrıs'ta Türk hakimiyeti yaklaşık 300 yıl sürdü. 300 Yıl boyunca adadaki Türkler ve rumlar barış ve refah içerisinde yaşadılar. 300 Yıl süren bu barış ve bolluk döneminin faturasının önce İngilizlerin ve sonra Rumların getireceği acılarla ödeneceği kimin aklına gelirdi.
Tarihimizde 93 harbi olarak da anılan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşında ağır bir yenilgiye uğrayan Osmanlı devleti, Çarlık Rusya'sını boğazlardan uzak tutmak isteyen İngiltere ile işbirliği yapmak zorunda kaldı. Pratikte hiçbir getirisi olmayacak bu işbirliğinin bedeli, İngiliz donanması için Osmanlı topraklarına yakın bir üs sağlamak bahanesiyle geçici olarak ingilizlere bırakılan Kıbrıs olacaktı. İngilizlerin geçici olarak yerleştikleri Kıbrıs, birinci dünya savaşında Osmanlı devletine savaş ilan edildiğinde resmen İngiltere'ye ilhak edilecek, 50 bin şehit verilerek alınan Kıbrıs tek bir kurşun atılamadan kaybedilmiş olacaktı. Yani Kıbrıs türklerinin çilesi ta 1978'te başlamıştı.
Girit gibi, Kıbrıs'ı da Yunanistan'a bağlamak hayaliyle harekete geçen Kıbrıslı rumlar, önce İngiliz idaresiyle çatışmaya, terör eylemleri gerçekleştirmeye başladılar. Bunu Türklere karşı girişilen saldırılar ve terör faliyetleri takip etti. Nihayet Kıbrıs, İngiltere için bir an önce kurtulmak istediği gerçek bir karın ağrısı haline geldi. İdare ettikleri onca sömürge ülkesinde müslümanları görmezden gelmeye alışık olduklarından, Kıbrıslı Türkleri de yok saydılar. Türkleri Rum ve Yunan saldırılarından korumak için hiç bir şey yapmadıkları gibi, Türklerin kendilerini korumalarına da engel oldular.
1960'ta İngiltere ile birlikte Türkiye ve Yunanistan'ı garantör olarak tanıyan ve iki toplumun haklarını koruma esasına göre hazırlanan bir anlaşma imzalanıp Kıbrıs cumhuriyeti ilan edildi. Ancak sözünü tutma erdeminden nasiplenmemiş rumlar için altına imza koydukları anlaşmaların da bir değeri olmadığının anlaşılması fazla sürmeyecek, Rumlar ne bu anlaşmanın, ne de Kıbrıs cumhuriyeti anayasasının koşullarını ciddiye almayarak, Türklere karşı saldırgan ve mütacaviz tavır ve hareketlerine devam edeceklerdi.
Kıbrıs türkü; bütün dünyanın gözü önünde büyük acılara ve işkencelere maruz kaldıktan, bitmek tükenmek bilmeyen rum saldırılarıyla kendini gösteren nice ateş çemberlerinden geçip aç ve susuz bırakıldıktan, katledildikten, toplu mezarlara gömülüp her türlü hakaret ve tecavüzlere uğradıktan sonra, 1974'te Türkiye'nin 1960 anlaşmalarından kaynaklanan garantörlük hakkına dayanarak, ve başta en yakın müttefiki amerika olmak üzere bütün dünyayı karşısına alarak gerçekleştireceği "barış harekâtı ile yeniden kurtuluşa erebilecektir.
Kurtuluş savaşını anlattığı "Şu Çılgın Türkler" adlı kitabıyla geniş okur kitlelerine ulaşan ve büyük beğeni toplayan Turgut Özakman, "Kıbrıs" adlı kitabında bize, Kıbrıs meselesinin tarihini, Kıbrıs için çekilen acıları, Kıbrıs Türkünün ve topyekün Türk milletinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kurabilmek için ödediği bedelleri anlatıyor. İyi okumalar.
| Şu Çılgın Türkler: Kıbrıs Turgut Özakman | Bilgi Yayınevi Yayın yılı: 2012 Sayfa sayısı: 464 |
Yorumlar
Yorum Gönder